Açıklamalar

Savaşları, İşgalleri, Emperyalist Saldırganlığı Sadece Emekçi Halkın Örgütlü Mücadelesi Durdurabilir

İşçi Sınıfı Kapitalist Ülkelerin Ordularına Bel Bağlayamaz

Sosyalistler olarak yapacağımız her değerlendirmede en önce işçi sınıfının çıkarları, örgütlü mücadeleleri ve imkanları hesaba katılmalıdır. Ukrayna’daki savaş dahil her gündem ancak böyle bir değerlendirme ile emperyalist kapitalist sisteme karşı silaha dönüşebilir. Odaklanacağımız nokta yalnızca kapitalist ülkelerin arasındaki jeopolitik ilişkiler olamaz. Bizim için esas olan işçi sınıfının müdahalesidir. Kapitalist ülkelerin hükümetlerinin veya ordularının askeri faaliyetlerini önemseyerek işçi sınıfı lehine politika belirlenemez. Sınıf mücadelelerini esas alan bilimsel yöntem ile jeopolitiği esas alan yöntem birbirinden ayrışır.

Uluslararası nüfus alanlarındaki konumlanışlara müdahale imkanını şu anki koşullarda elinde tutan güç, büyük burjuva devlet aygıtlarıdır. Bu müdahalelere odaklanmak siyaset sahnesine burjuva devletlerin kendisini yükseltir. Bunun kaçınılmaz sonucu işçi sınıfının siyaseti yerine bizimle hiçbir bağı olamayacak burjuva devletlerin siyasetinin kuyrukçusu konumuna gelmektir.. Oysa ki işçi sınıfının biricik varlığı ve siyasetinin yerine başka bir alternatif ileri sürülemez.

Büyük burjuva devletlerin dünyayı düzenleme hamlelerinin peşine düşmek, solu sınıf siyasetini göz ardı etmeye sürükler. Sol sayılamayacak bazı kesimlerin bu jeopolitik dalgalanmalar içinde kendi burjuva devletinin sonuna kadar yanında yer aldığını ve hatta onun bir parçası haline geldiğine tanık oluyoruz. Kendi burjuva devletinden başka bir büyük burjuva devletin dümen suyuna girmek de aynı sonucu verecektir. İşçi sınıfı hareketi burjuva devletlerin bir aparatı ya da yardımcısı derekesine düşürülemez. İşçi sınıfı mevcut devletlerin siyasetinin dışında kendi sınıf mücadelesini yürütür. Solun tarihe ve jeopolitiğe müdahalesinin tek yolu işçi sınıfının örgütlenmesi ve onun politik programıdır. Bunun yeri asla başka bir “jeopolitik güç” ile doldurulamaz.

Savaşın Baş Sorumlusu NATO

ABD ve NATO, Ukrayna’yı kendine üs yapmak istiyordu. Bunun için ülkede neo-Nazi grupları destekledi, hükümete doğrudan etkide bulunarak Ukrayna içindeki etnik çelişkileri derinleştirdi. Rusya’nın işgal harekatına başlaması, ABD ve müttefikleri tarafından yürütülen uzun bir kışkırtma operasyonunun sonucudur. Baş savaş kışkırtıcısı, kendini barış ve demokrasinin savunucusu gibi gösteren Batı ittifakıdır.

Rusya’nın İşgal Harekatının Karşısındayız

Rusya, bölgesinde yayılmacı emelleri olan kapitalist bir devlettir. Rusya’nın bölgedeki konumu en son Kazakistan’daki eylemlerin bastırılmasında aldığı rolle açığa çıktı. NATO’ya karşı savunma konumunda olsa bile devrimci enternasyonalistler, kapitalist bir hükümetin vatanseverlik nidalarıyla başlattığı bir savaşın yanında olmamalıdır. Nitekim bu savaş gelecekte de Rusya ve Ukrayna halkları arasındaki düşmanlığı artıracak, Batı’nın ektiği nifak tohumlarını filizlendirecektir. Dolayısıyla halklar arasında barışın yolu, Putin’in açıkça ilan ettiği anti-bolşevizminin tam tersi olarak halkların kardeşliğini temel alan bolşevik perspektiftir.

Donbass Bölgesinde Yaşayanlara Kendi Kaderlerini Tayin Hakkı Tanınmalıdır


Ukrayna’dan bağımsızlığını ilan etmiş olan, Rusların çoğunlukta yaşadığı Donbass bölgesindeki halkların kendi kaderlerini tayin hakları vardır. 2014’ten bu yana ülkede Batı eliyle desteklenen neo-Nazilerin ırkçı saldırılarına maruz kalan Donbass halkının sesi duyulmalıdır. Ukrayna yönetimi eğer savaşın sona ermesi dileğinde samimiyse, önce bu bölgelere gerçekleştirilen saldırılara ve kışkırtmalara son vermelidir.

ABD ve Müttefikleri Yaptırımlarıyla Tek Kurşun Atmadan Savaşı Derinleştiriyor

ABD, NATO ve müttefikleri saldırının başladığı günden itibaren uyguladıkları siyasi, ekonomik ve kültürel yaptırımlarla tüm dünyada Rusları hedef alan bir histeri dalgasını sürdürüyorlar. Bu yaptırımların Putin’den çok savaşı desteklemeyen ve savaştan hiçbir çıkarı olmayanları, en çok da ekonomik yaptırımlarını yükünü taşımak zorunda kalacak olan Rus halkını vuracağı ortadadır. Tek kurşun atmıyor olsalar da, savaşın derinleşmesinde Ukrayna’dan da Rusya’dan da daha büyük etki yaratıyorlar.

Bu Savaş Demokrasi ile Otoriterlik Arasında Bir Savaş Değil

ABD ve ittifakları, dünya kamuoyunda ahlaki üstünlüğü elde tutmak için savaşı demokrasi ile otoriterlik arasında bir savaş olarak sunuyor. Ancak savaşın asıl sebebi kapitalist devletlerin kendi sermaye sınıflarının çıkarları peşinde koşmasıdır. ABD önderliğindeki NATO’nun başka ülkelere demokrasi götürdüğü yalanı, geçmişte sayısız savaşın bahanesi oldu, birçok felakete kapı açtı. Demokrasi peşinde koşan emperyalist devlet yoktur. Ardından koşulan her zaman yeni pazarlar, yeni sömürgeler ve işbirlikçi rejimlerdir.

Savaşa Yönelik Adımların Hepsi İşçi Emekçilere Karşıdır

Savaşa yönelik adım atan hiçbir taraf, proletaryayı temsil etmemektedir. Ne emperyalist ABD ve kuyrukçuları, ne neo-Nazi işbirlikçisi Ukrayna hükümeti, ne de kapitalist-şovenist Rusya. Savaşı başlatan onlar ama savaşta ölecek ve birbirlerini öldürecek olanlar üniforma ve silahların altına gizlenmiş binlerce, on binlerce, yüz binlerce işçi-emekçi. Ukrayna’da atılan bombaların altında kalacak olan, Rusya’da kötüleşecek ekonominin yükünü sırtlanmak zorunda kalacak olanlar da onlardır. Bu savaşın kazananı kim olursa olsun kaybedeni bu işçi emekçi kitleler olacak.

Kalıcı Barış İçin Ne Yapılmalı?


Biz komünistlerin gözettiği, Rusya ve Ukrayna işçi-emekçilerinin çıkarlarıdır. Mevcut tablo bize, bir soyguncu yerine başka bir soyguncunun yanında durmayı işaret etmiyor. Aynı ülkemizde de olduğu gibi tüm bu saldırılara karşı göğüs gerebilecek örgütlü bir işçi sınıfının yokluğunu işaret ediyor.

NATO, Ukrayna’dan defedilmelidir. Ukrayna’nın Nazi işbirlikçisi yönetimi devrilmelidir. Ukrayna’da yaşayan Rusların kendi kaderlerini tayin hakkı tanınmalıdır. Rusya, Ukrayna topraklarından geri çekilmelidir.

Barışın Tek Yolu: Devrimci İşçi Emekçi İktidarı

Ne sahtekar Batı, ne de Rusya bölgede gerçek bir barışı sağlayabilir. Ukrayna ve Rusya emekçi halkları arasında kalıcı bir barışı sağlayabilecek olan bu adımları atabilecek yegane güç, yine bu ülkelerdeki halkların kendileridir. Barışı ancak halkların kardeşliğini esas alan devrimci işçi-emekçi iktidarı sağlayabilir.

Müşahit olmak için bilgileriniz giriniz