Adalet için yürüyoruz

Referandumda çıkan şaibeli evet sonucunun ardından, AKP ve Saray, ülkeyi daha büyük baskı altına almayı gözüne kestirdi. Ancak işleri sandıkları kadar kolay olmadı.

Enis Berberoğlu’nun tutuklanmasının ardından başlayan adalet yürüyüşü, AKP’nin dengelerini sarstı.

Berberoğlu ve diğer vekillerin tutuklanma kararlarının hukuki değil siyasi olduğu apaçık ortada. Mahkemelerin, yalnızca Saray ve çevresinin çıkarları adına karar alan yerler hale geldiği bir kez daha görüldü.

Bu yüzden AKP’li bakan ve yöneticilerin “bağımsız yargı”dan bahsetmesi boşuna. Köşeye sıkıştıkları için yargı bağımsızlığını dillerine doladılar. Ancak Berberoğlu’nu tutuklama talimatı vermesiyle, “anayasa mahkemesine saygı duymuyorum” demesiyle yargı bağımsızlığını esas ayaklar altına alanın kim olduğunu herkes apaçık biliyor.

15 Temmuz ve sonrasında AKP, bütün meydanlarda darbeye karşı halkı sokağa çağırmıştı. Aradan bir yıl geçmeden şimdi de çıkmış “sokakta adalet aranmaz” diyorlar, “karşı yürüyüş”le tehdit ediyorlar. Haklı adalet yürüyüşünü karalamak adına yaptıkları tutarsız konuşmalarla, iplikleri pazara çıkıyor. Halkın iradesinin tutuklanması gibi kurmak istedikleri rejim de gayr-ı meşrudur.

Şu anda yürüyen adalet mücadelesi bütün toplumsal muhalefet için esastır. Bu ülkede diktaya hayır diyen herkesin nefes alma kanalıdır. Bütün demokrasi unsurları, şu an için tali kabul edilebilecek gündemlere işaret etmeyi bir kenara bırakıp, adalet mücadelesine destek çıkmalıdır.

Adalet yürüyüşü şimdiden tüm vekillerin serbest bırakılmasını içeren bir nitelik kazandı. Sadece yürüyüşü başlatan Kılıçdaroğlu ile değil, yürüyüşe katılanlarla da birlikte son yıllarda yaşanan tüm adaletsizliğe karşı mücadelenin adresi oldu. Bu yürüyüşün tutarlı bir siyasetle sürdürülmesi, önemli kazanımların önünü açacak. Bu yüzden nasıl ki HDP Eş Genel Başkanları tutuklandığında, Nuriye ve Semih tutuklandığında sokaklarda olduysak şimdi de adalet yürüyüşüne omuz vermeliyiz.

İttifaklar katalogdan seçilmez. İttifak kurulması, tavır alanların yan yana gelmesiyle mümkün olur. Gezi’de halk nasıl köprüyü yürüyerek geçtiyse, şimdi de Ankara-İstanbul otobanında yürümeye başladı. Gezi’den bu yana partimiz, en geniş ittifak zeminlerini savunageldi. Diktatörlük tehlikesini durdurmak, geniş yelpazede yürütülecek mücadeleyle mümkündür. Hayır Meclislerinin adalet nöbetlerine sahip çıkıyor olması bu yüzden çok kıymetlidir.

Ankara İl Başkanımız Can Ersoy’la birlikte parti heyetimiz ilk gününden itibaren adalet yürüyüşünde yer aldı. Partimiz, illerde var olan adalet nöbetlerinde aktif rol almaktadır. Amacımız bu yürüyüşü ve nöbetleri güçlendirmek olacaktır. Referandum sürecinde bütün bir toplum olarak yürüttüğümüz hayır mücadelesinin tutarlı bir devamı olarak, OHAL rejiminin karşısına bu kez adalet yürüyüşlerini koymalıyız.

Sıcak yaz günlerinde sıcak rejim mücadelesine hazırız. Adalet mücadelesi hepimiz içindir. Bu yüzden hepimiz adalet mücadelesi için olmalıyız.

EHP Basın Bürosu