Halka tutuklama dayak, damatlara kıyak

 Rejim, Cemaat ile ilişkisi ortada olan kişileri serbest bırakıyor. Öte yandan gelişigüzel KHK’lar, binlerce kişinin ekmeğiyle oynuyor. Bizden bunu doğal kabul edip sessiz kalmamızı istiyor. Diyor ki, “Kimin terörist olup olmadığına cüzdanının şişkinliğine göre karar veririm. Kararları benim yargım verir, üzerine söylenecek söz yok.”

Ekrem Yeter, mahkemede bir Cemaat kurumunda başkanlık yaptığını itiraf etti. Kendisini bu göreve teşvik edenin de AKP’li kayınpederi Bülent Arınç olduğunu söyledi. Kartlar açık oynandı, kimin kim olduğu açıkça belirtildi. Buna rağmen sanık damat Ekrem Yeter, “sabit ikametgahının belli olması” sebebiyle serbest bırakıldı. Unutmadık ki, Kadir Topbaş’ın damadı Ömer Faruk Kavurmacı da “uyku apnesi” gerekçe gösterilerek özel bir hastaneden alınan raporla serbest bırakılmıştı.

Çok güzel değil mi? İhraç edildikleri için açlık grevi yapan Nuriye ve Semih sanki yersiz yurtsuzlarmış gibi hapiste alıkonuluyor. Yüksel Caddesi’nde her gün bıkmadan usanmadan toplananlara polis saldırıları reva görülüyor. İşini geri isteyenlere plastik mermiler yağdırılmakta, insan hakları anıtı gözaltında tutuluyor. Halka tutuklama dayak, damatlara kıyak.

Bülent Arınç diyor ki, Ekrem Yeter damadı olduğu için değil “hukukun gereği olarak” serbest bırakılmış. Her ne hikmetse bu hukuk sadece AKP’lilerin Cemaat bağlantılı damatları için işliyor. Hukukun bir kere bile bizden yana, haksızlığa uğrayan emekçi halktan yana işlediğini görmedik.

Rejim artık ne tutarsızlığını gizleyebiliyor, ne de toplumsal dirençle başa çıkabiliyor. Cemaat ile verdikleri sözde “mücadele”nin niteliği de gün geçtikçe ortaya çıkıyor. KHK’lar ile ekmeğinden olan binlerce insan, ne iş bulabiliyor, ne de yurtdışına çıkabiliyorlar. Buna karşın, evinin adresi karşılığı serbest bırakılan iş adamları, AKP’lilerin zengin akrabaları var.

Cemaat ile ilişkileri olan da sadece bazı akrabalar değil. AKP’nin bütün bir tarihi, Fethullah Gülen ile ilişkiler tarihidir. İktidara ortaklaşa gelmişler, devlet kademelerini birlikte ele geçirmişlerdir. Beraber yürümüşlerdir bu yollarda. 15 Temmuz, bu ortaklığın birikimidir. Aralarındaki çıkar çatışmalarını ise halkımıza “ulusun çıkarı” olarak yutturmaya çalışıyorlar. Bunu yaparken de kendileri dışında herkesi suçluyor, Cemaatle esas ilişkili olanları serbest bırakıyorlar.

Hileli referandum sonuçları ve bu çürümüşlük gösteriyor ki, elindeki tüm imkanlara rağmen iktidar kendini meşru gösterebilme özelliğini tamamıyla yitirmiştir. Onların dolduramadığı her alan bizlerin alanı olmalıdır. Haksız yere veya rejime karşı çıktığı için ihraç edilen on binlerin ekmek kavgasını sahiplenelim. Cemaat sanığı sermayedarları “parasıyla” serbest bırakan bu rejime karşı canla başla mücadele edelim.