Geleceğimiz için başkanlığa KHK'lara daima hayır

KHK rejimi, iktidar sahiplerinin anlattıklarının aksine hepimizi etkilemektedir. Bütün bir toplumu felakete sürükleyen bu rejimi durdurmamız mümkün. Hepimizi etkileyen rejime karşı, hep birlikte mücadele etmek zorundayız. Kurmaya çalıştıkları rejimin şaibeli olduğunu her fırsatta yüzlerine vurmalıyız. Bizleri kurtaracak olan, referandum öncesi hayır mücadelesinde olduğu gibi, rejimin kendisine karşı topyekûn yürüteceğimiz mücadeledir. Diktatörlük tehlikesiyle karşı karşıyayız.

Referandumu geride bıraktık. Tarihimizde ilk kez yüzde 50’yi aştık. Şimdi önümüzde meşru olmayan rejimin hayata geçip geçmemesiyle ilgili önemli bir süreç var.

AKP kongresinin sloganı ‘demokrasi, değişim, reform’ yapılmıştı. Daha da ileri giderek AKP’yi ‘devrimci’ ilan ettiler. Bu kavramlarla hiçbir alakaları bulunmadığı açıktır. AKP olsa olsa bir Orta Çağ partisidir. Topluma karşı işledikleri suçları örtbas etmek için OHAL’e bağımlı hale gelmişlerdir. Bu da çaresizliklerinin göstergesidir. Erdoğan’ın hızlandırılmış programına bir tek Erdoğan ikna olmaktadır.

Erdoğan, her konuşmasında OHAL’in neden devam etmesi gerektiğini açıklamaya çalışıyor. İşçilerin grevine laf uzatıyor. Bütün ülkeyi kendi çıkaracağı KHK’lara göre yönetmek istiyor.

AKP’nin arzu ettiği rejim, işsizliğin kapımızı daha fazla çalması demektir. Emekçilerin kıdem tazminatı haklarının patronlara peşkeş çekilmesi demektir. İnsan hakları anıtının gözaltına alınması demektir. İşini geri isteyen, ekmek mücadelesi için açlık grevi yapanların tutuklanması demektir. Bin yıllık zeytinliklerin talana açılması demektir. Parlamentonun ortadan kaldırılması demektir.

Kimse kendi köşesine çekilmemeli. Ülkenin kaderinin bir kişiye teslim edilmesine karşı, meşru olmayan KHK’larını yırtıp atmalıyız. Egemenliği halktan alıp alıp bir kişiye vermek isteyenlere karşı geleceğimiz için daima hayır demeye devam etmeliyiz.