Yer çekimi ayrım yapmaz

 Çizgi filmlerde sıklıkla izlediğimiz bir sahne: canhıraş avının peşinden koşan arsız kedi, uçurumun kıyısına geldiğini fark edecek durumda değildir ve koşmaya devam eder. Sınırı geçer uçuruma uçar ancak hala havada koşmayı sürdürür, boşluktaki bu umarsız koşu bir süre daha devam edecektir, sonra, kedi çevresine bakıp boşlukta olduğunun farkına varır ve düşüş başlar. S. Zizek bu sahneyi, somut gerçeğin her zaman onun idrak edilmesinden önce geldiğini, gerçeği sembolize edip farkına varmanın veya gereğini yapmanın daima az veya çok geciktiğini örneklemek için kullanır.

Erdoğan’ın sınırı geçip boşlukta koşması Gezi Direnişi ile başladı, boşlukta koşmaya çalıştığını fark etmesi yani düşüşünün kaçınılmazlığı gerçeğini idrak etmesi ise 7 Haziran Seçimleriyle oldu. Boşlukta koşan Erdoğan’ın geri dönüp “Amok” koşusunu sürdürebilmesi için tutunabileceği tek dal kalmıştı: Başkan olmak, ama o şimdi yalnızca 12. Cumhurbaşkanı. Peşinde iştahla koştuğu Türk Tipi Bonapartist rejim, 7 Haziran seçimlerinden sonra artık imkânsız. Kirli kanlı çırpınışları hep bu imkânsızı mümkün kılmak için. Hedefinde, önündeki en büyük engel olarak gördüğü “Geziciler” ve muhalif Kürtler var. Gezi Direnişi’nin bayrağını taşıyan sosyalist gençleri temsil eden 32 genç bu nedenle katledildi, Kürdistan’da kirli savaş bunun için yeniden başlatılıyor.  

AKP, 7 Haziran seçimlerinde “400” milletvekili çıkarıp, Erdoğan’ı “Başkan” yapacağı yeni rejim için çok önceden başlayarak ekonomik, ideolojik, yasal, kurumsal vb. hazırlıklar yaptı. Yürütme erki diğer erkler aleyhine güçlendirildi. HSYK,  MİT, TİB, ‘iç güvenlik’ gibi yasalar, Erdoğan’ın hayalindeki diktatörlüğe direnecek her kesimi “yasal zeminde” bastırmak için çıkarıldı. Ancak 7 Haziran seçimlerinde halk, Erdoğan’ın hayalini kurduğu rejime, başkanlığına, yeni rejimin antidemokratik yasalarına, saraya, hırsızlıklara “hayır” dedi.

Boşlukta debelendiğini fark edip, yer çekimi yasasının kaçınılmazlığını fark eden Erdoğan’ın tutunabileceği çok az şey var. Savaş ve katliama şuursuzca sarılmasının nedeni bu. Erdoğan’ın açmazlarından birincisi, AKP’nin zaferle çıkacağı 7 Haziran seçimleri sonrasında kurulacak diktatörlüğü korumak için hazırlanan yasal, idari, ideolojik vb. araçları, “müstafi” bir hükümet eliyle kullanmaya çalışması. Geçici bir hükümet, olağanüstü rejim yasalarını ancak savaş, afet vb. olağanüstü bir durumda kullanabilir, o nedenle savaş çıkarıyorlar. Savaş ve terör atmosferinde gidilecek bir “tekrar” seçime tutunmaya çalışıyorlar, yüksek olasılıkla “tekrar seçim” de ellerinde kalacak.

Türkiye halkları yüzyıldır, devletin kurguladığı “iç ve dış düşmanlar” korkutmacası ile ceberut yönetimlere razı edilmeye çalışıldı. Bölünmek, parçalanmak, “Irak, Suriye gibi olmak” korkusu yaratılarak kitlelerin sınıfsal, kimliksel demokratik haklarından vazgeçmelerini sağlamak artık halkın çok iyi bildiği bayat bir kontgerilla taktiği. AKP’nin ikinci açmazı, eski rejimin kullana kullana yıprattığı bu kokuşmuş kontgerilla taktikleri ile karşısında halkın “tek yumruk” olacağı “iç ve dış düşmanlar” yaratma planıdır. Bu planın eskiden de ancak darbe yapacak bir “zinde güç” ile mümkün olduğunu biliyoruz. Bu gün Gezi’de, Kobane’de ve HDP’nin seçim zaferinde gördüğümüz gibi halkların sırtını dayadığı başka zinde güçler var ve onlara rağmen darbe yapmak bir hayal. Suruç katliamı gibi, eskinin kontgerilla taktiklerinin işe yaraması artık olanaksız.

Diktatörlük peşinde kan ter içinde koşan açgözlü kedi, sınırı aştı, havada bir süre koşmaya devam etti ve 7 Haziran gecesi, boşlukta debelendiğini, halkın onu yere çektiğini idrak etti. Erdoğan’ı kovalayan muhalif güçlerin onun peşinden sınırı geçip, uçurumda yani boşlukta peşine düşmeleri anlamsız. Yapmaları gereken, yer çekimini yani halkın AKP’yi aşağıya çekme gücünü arttırmak. Demokratik direniş hakkını kitlesel eylemlerle kullanmak, adalet, hakikat mücadelesini sivil itaatsizlik eylemlerini yükselterek sürdürmek, “tekrar seçimde” %13’ü 20 yapmak için ayaklarını yere sağlam basıp daha hızlı koşmak; halkın AKP’yi bir kez daha yere çekmesi ve Roboski’de, Gezi’de, Suruç’ta katlettiklerinin, halktan çaldıklarının hesabını vermesi için yapılması gerekenler bunlar.

Polis, asker öldürerek, işçi kaçırarak, yakıp yıkarak AKP’nin istediği zemine koşarak gitmek, Erdoğan’ın peşinden sınırı geçip boşlukta koşmaya çalışmaktır. Demokratik mücadele sınırını aşıp, debelendiği boşluğa peşinden atlayanlara Erdoğan, bir süre daha havada kalmasını sağlayacak yere çakılmasını yumuşatacak bir paraşüte sarılır gibi sarılacak. Yer çekimi yasası gibi halk da sınırı geçenler arasında ayrım yapmaz, hepsini yere çeker / çarpar / çakar.