Kapının Arkasında Bir Dünya Gençlerin Halkla Dayanışması

Her gün evinizden çıkmayın çağrıları yapılıyor. Sokakta dolaşan insanlara çok kızılıyor. Büyük bir feryat figan var. Buna rağmen işçilerin, her sektörde emek verenlerin sessiz sedasız işe gitmek zorunda oluşuna tek kelime eden yok. Sanki beyinlerinin bu bağlantıyı kuracak bölümü kurumuş gitmiş gibi.

Tam fiziksel izolasyonu uygulamak üzere sokağa çıkma yasağı ilan edilmiyor. Çünkü sokağa çıkma yasağı olursa, işçiler de sokağa çıkmayacak. İşlerine gitmeyecek. Termik santrallere filtre takılması gündemdeyken “bir tarafta halkım var, bir tarafta sermaye” diyen bir Erdoğan vardı sözüm ona. Şimdi doludizgin sermayeden yana olduğunu belli ediyor. Yapılan bir toplantıda Rıfat Hisarcıklıoğlu’na “neşen yerinde” diyerek laf atabiliyor. Çünkü ekonomik işleyişin ara vermeden devam edişi Hisarcıklıoğlu gibilerinin yüzünü güldürüyor. Gelgelelim gülen az, ağlayan çok.

Onlar neşeli ama emek verenler, emek vermek zorunda olanlar kaygılı.

Herkes sınıfsal farklılıkları, yani eşitsizlikleri iliklerine, kemiklerine kadar hissediyor. Herkes evde kalsın ama işçi sınıfı sen geç bakalım tezgâh başına. Senin evde kalıp virüsten korunacak lüksün yok. Tıpış tıpış git işine. Belki orada bağışıklık da kazanmış olursun. Denilmek istenen bu. Milyarları emekçilerin sırtından kazandıkları yetmiyormuş gibi virüse bağışıklığı bile emekçilerin sırtından kazanmaya çalışıyorlar.

İşçi sınıfına düşen hep aynı kader.

Virüs salgınının hızla yayılmasına sebep olan şey birkaç insanın sahilde koşması değil. Genel sokağa çıkma yasağının ilan edilmeyişi. İnsanların hayatı birincil öneme sahip değil hükümet için. Ekonomi birincil öneme sahip. Sermaye sınıfının, fabrika sahiplerinin, yandaş müteahhitlerin ekonomisi. İnsanların hastane kapılarına yığılıp ölmesine sebep olacak tercih, işte bu tercihtir.

Asla kabul etmiyoruz.

Yere göğe duyuracağız bu vicdansızlığı ve sonuna kadar direneceğiz.

Zenginlerin temsilcisi olan kamu yöneticileri bütün dünyada aynı gaddar teraneyi anlatıyor. ABD’nin Teksas Eyaleti’nin vali yardımcısı Dan Patrick, “ülkedeki yaşlı nüfusun, ekonominin normale dönmesi uğruna kendilerini feda edebileceğini” açık açık söylüyor. Bizdeki “bilim kurulu” üyesi Prof. Dr. Mehmet Ceyhan’ın aşağı kalır bir tarafı yok. Şöyle diyor: “Allah neden virüsleri yaratmış? Yaratmış çünkü insanların belirli bir sayının üzerinde çoğalmaması gerekir.” Bilim kurulu değil, “ölmesi gerekenleri belirleme kurulu” üyesi.

İleri yaşlardaki ve kronik hastalığı bulunan insanları kolayca gözden çıkaracaklarını anlatıyorlar, hiç sıkılmadan. Hayat ya da ölüm dağıtmaya kalkışıyorlar. Zenginler yaşlı da olsa bir yolunu bulup özel hastanelerinde kendilerini tedavi ettirebilir. Yoğun bakım ünitesine ulaşabilir diye düşünüyorlar sinsice.

Hastalığın yayılışı hızlandığında buna ulaşamayacak olan bir önceki kuşağın emekçisi, şimdinin emeklisi olanlar hayata veda ederse de etsin onlara göre. Hasta ve ileri yaşlardaki insanların bir kısmı göçüp giderse, onlara gereken sağlık hizmeti ve ekonomik yükümlülüklerden kurtulmuş olacak hükümet. Bunu istiyorlar.

Sermaye sınıfının ve mevcut hükümetin sömürgen, ayrımcı, ekonomik çıkardan başka ilkesi olmayan, insanların hayatını hiçe sayan mantığı bir kez daha gözler önüne seriliyor. Emekçiler kapitalizmin saklanmaya çalışılan çirkin yüzünü görüyor. Herkese eşit bir şekilde verilmeyen sağlık hizmetinin nasıl felaketlere yol açtığını an be an izliyor. Yüzyıllardır değer yaratan işçi sınıfı için sermaye ve onun devleti; bir aylık karından, rantından ve kirasından vazgeçemiyor. Vazgeçmeyi mevzubahis dahi etmiyor.

Bu amansız çelişkiyi emekçiler ve saçlarını değirmende ağartmamış olanlar görüyor.

Meseleyi en uzaktakilere kadar anlatacağız. Eşitliğin sağlanabilmesi için herkese sokağa çıkmama hakkı istiyoruz. İşçi sınıfına da ama... İşin kolayına kaçmadan. Hilekârlığa kaçmadan.

Gücümüzün yettiği kadar, olanaklardan mahrum bırakılmış bütün toplumsal kesimlerle dayanışma içinde olacağız. En başta eski topraklarla, beyaz saçlılarla, bir önceki kuşak emekçilerle. Virüsle temas etmemek için evden çıkmamaları gerekiyor. Ancak onlar evde kalırken ihtiyaçlar durmuyor. Yaşamın devam etmesi için yiyecek, içecek ve temizlik malzemelerinin temin edilmesi gerekiyor. Bunlar, evden çıkmayan altmış beş yaşından büyük insanlar için büyük bir sorun.

Bu sorunu bir düzeyde hafifletebilmek için var olduğumuz bütün semtlerde dayanışmayı örgütlemek için harekete geçiyoruz. Evde kalmak zorunda olan insanlarımızın alışverişinin yapılmasını sağlamaya çalışacağız.

Bu seferberliğin adı: Gençlerin Halkla Dayanışması.

Her yerde duyurularını yapacağız. Alışveriş yapılmasına ihtiyaç duyan insanlarımıza ulaşacağız ve onların bu derdine derman olmak için çaba göstereceğiz. Alışverişi yaptıktan sonra, bütün halk için de sokağa çıkma yasağı olması gerektiğini ve diğer meseleleri anlatacağız. Asla yalnız evde kalmayacaksın diyeceğiz.

İnsanlık yaşıyor. Dayanışma ve dostluk ayakta. Başkalarının iyiliği için mücadele ısrarı sürüyor. Bu topraklarda çok derinlerde kökü var.

Bir önceki kuşak emekçiler, saçlarını değirmende ağartmamış olanlar, bizi yetiştirenler, büyüklerimiz…

Görün bakın nasıl yaratacağız dayanışmayı temiz, çalışkan, dost ellerimizle. 
Sararmak limon gibi, mum gibi erimek yok. Ne mutlu ki biliriz, umudumuzu ilacımıza katmasını.
Güzel günler göreceğiz. Tuzun, ekmeğin, güneşin tadını yeni baştan keşfedeceğiz.
Yumuşak, ılık bir yaz akşamı gibi inecek
Ağır, yeşil dalların arasından rahatlık.
Biraz daha sabır, biraz daha inat. 
Kapının arkasında bekleyen dert değil hayat. 
Kapının arkasında dünya, cıvıl cıvıl. 
Kapının arkasında sizinle dayanışmak için gelen genç insanlar var.
Gençlerin Halka Dayanışması’ndan, gözleri güneşli ve rüzgârlı çocuklar.


Gençlerin Halkla Dayanışması sosyal medya hesapları için ulaşmak istediğiniz mecranın üzerine tıklayınız.
Facebook, twitter, instagram