ABD Emperyalizminin Operasyonlarına Hayır

 

Dünya çapında olaylar cereyan ediyor ve bu Türkiye işçi sınıfı mücadelesini ilgilendiriyor. 

ABD askeri teknolojisi İranlı general Kasım Süleymani’yi suikastla öldürdü.

Belirsizlik taşıyan ilk yön bunu ABD içindeki hangi eğilimin ağır basarak yaptığıdır. Böylesi bir aşamaya geçme adımını bilinçli olarak atan ABD “müesses nizamı” mıdır? Bu değilse olay Donald Trump’ın çok etraflı düşünülmemiş, akılsızca bir hamlesi mi?

Nesnellik birinci ihtimalin ABD için geçerli olabileceğini gösteriyor. ABD’nin İngiltere’den devralmış olduğu emperyalist öncülüğün, ciddi ölçüde aşınmaya başladığı bir zaman dilimini yaşıyoruz. Hegemonya kaybedildiği için hakimiyetin askeri yöntemlerle sağlanmaya çalışıldığı uzunca bir süredir gözlemleniyordu.

Şu net bir şekilde söylenebilir ki generalin öldürülmesiyle bu militarist yöntemler bir tür “vekalet savaşları” olmaktan, doğrudan devletlerin aktör olduğu karaktere büründü. ABD ve İran devletleri açıkça karşı karşıya.

Stratejik bir adım atılmış olduğunu düşünsek de ABD emperyalist merkezi tam olarak dünya çapında bir savaşa karar vermiş olamaz. Çünkü ABD bütünsel olarak böylesine bir netliğe, kararlılığa ve sağlamlığa sahip olmaktan çok uzaktır şimdilik. Halihazırdaki devasa askeri mekanizmanın ne tarzda kullanılacağı ciddi bir tartışma konusudur.

Şu anda İran’la savaşmaya ve Irak’ta asker bulundurmaya devam etmek tutumunu ortaya koymuş gibi gözüken ABD; çok kısa bir süre önce Trump’ın inisiyatifiyle Suriye’den askerlerini çekeceğini ileri sürebilmiş bir hareket tarzı içindeydi. Bu gitgelleri yaşayan vaziyetten, dünya savaşı çıkaracak kadar kararlı olacağı bir seviyeye gelmesi hiç de kolay değil.

İstenecek olan manzara muhtemelen İran’la kabaca bir itişmedir. ABD’nin şu güne kadar geçerli olan yönelimi, Rusya ve Çin’i mevcut gerilim denkleminin dışında tutmaya çalışmaktı. Bunun böyle devam edeceği tahmin edilebilir.

Ne var ki eğer suikaste verilecek cevap çok yüksek perdeden olursa ABD İran’ın nükleer program altyapısına ya da petrol üretme tesislerine çok ağır bir darbe vurma girişiminde bulunabilir. İran açısından sert bir cevap vermek de kolay değil. Her şeyi hesaba katmak zorunda.

İran ülke ekonomisinin kötüye gittiği şartlarda, kasım ayından beri süren toplumsal itirazlarla karşılaştı. Solun her durumda arkasında durması gereken gelişme budur. Hiçbir jeostratejik mülahaza bunu ikincil duruma düşüremez. Ülke içi sınıfsal ve toplumsal mücadeleler esas kabul edilmelidir. Böyle olmadığı takdirde, bu ana mücadelenin kurban edileceği, ülkeler arası dengelerle ilgili bir “gerekçe” her şekilde bulunabilir.

Rus devrimcileri, hem barış istedi hem de çarlığa ve sömürücü düzene karşı mücadele ettiler. Kendi ülkelerinin girdiği emperyal amaçlı savaşın destekleyicisi olmadılar. Ülke içindeki büyük siyasal çelişkilere odaklanmışlardı. Çünkü işçi sınıfının o aşamadaki etki alanı oydu. Açık savaşların gündeme gelmeye başladığı zamanlarda bu tarihsel gerçekliği hatırlamak yararlıdır.

Kapitalist dünya sistemi uzun süredir ekonomik kriz ve kaos dalgalanmaları içinde, büyük bir gerilimle karşı karşıya. Sömürücü sisteme ve demokratik olmayan siyasal rejimlere karşı dünyanın her yerinde büyük bir sosyal hareketlilik yaşanıyor.

Dünya kapitalizminin şu anki lideri olarak ABD, okun ucunun kapitalist düzene ve demokratik olmayan rejimlere çevrilmesini asla istemez. Bunun yerine süreci, mezhepsel ya da milliyetçi çatışmalara sürüklemeye çalışacaktır. En son kertede tercihi ise devletler arasında gerçekleşecek bir savaştır.

Bu saptırma hamlelerini engelleyerek, mücadeleyi kapitalizm karşıtı bir politik hatta ve sınıfsal temeline oturtmak yönünde hareket etmeliyiz.

Emekçi Hareket Partisi olarak ABD’nin emperyalist operasyonlarına sonuna kadar karşıyız. İran ve Ortadoğu halklarının anti-emperyalist mücadelesinin yanındayız. Direnen halklar bu saldırıları geri püskürtecektir.

Gerçek toplumsal kurtuluşu, emek verenlerin dünya çapındaki mücadelesiyle kazanacağız.

Yöntemimiz, 1. Dünya Savaşı koşullarında Ekim Devrimi’ni yapanların yöntemidir.

Savaşımız “emperyalizm içsel olgudur” diyen Mahirlerin savaşıdır.

Yolumuz sözü, yetkiyi, kararı Fatsa’da halka verenlerin yoludur.

Emekçi Hareket Partisi
Merkez Komitesi