Halka Sorulsun Kanal Durdurulsun

Halka sorulsun
Kanal durdurulsun

1. Kanal İstanbul ulaşım değil, felaket projesidir.

Kanal İstanbul’un gerçek bilimsel açıklaması aşikar. Doğanın katli, denizin ölümü, beton Marmara’nın depremle “boş kağıt verilen imtihanı” demek. Şu günlerde öngörü olarak ifade edilenlerin, on yıllar içinde bu ülkenin başına yıkılması demek. Kaldı ki ulaşım projesi olsaydı dahi yine de halk adına “sıfır” çıkar demek. Şu haliyle var olan kaynaklarının bir kez daha göz göre göre heba edilmesi demek.

2. Kanal İstanbul AKP saltanatının beton, rant ve yandaş besleme projesidir.

İnşaat bitti, kaynak bitti, üretim yok, kaynak yok. Yanlış anlaşılmasın Erdoğan buna yoksulluk adına üzülecek değil. Eğer içerde yandaşlar beslenemezse AKP üçe beşe değil, yüz üçe bölünmenin telaşında. Yeter ki yandaş sermaye ses etmesin. Düşünün ki sadece bir Kanal İstanbul felaketi, AKP’yi alt tarafı bir seçim götürsün diye uygulanmak isteniyor.

3. İçerde ekonomi, dışarda savaş politikalarının çöküşü gibi yeni inşaatlarla zaman kazanma hamlesi de çökecek.

AKP’nin ekonominin güzel günlerini yaşadığı beton ekonomisi çökeli çok oldu. Çok sıcak paralar aktı, çok müteahhit ekmek yedi, AKP’nin partisi çok güçlendi. Ama o gün dediğimizin, bugün sonuçları yaşanıyor: Beton karın doyurmuyor. Hızlı yanan hızlı söndü. Elde avuçta ne varsa satanlar, fabrikaları özelleştirenler, kamu kaynaklarıyla saray saltanatı sürenler, kendi sermayesini yaratmak için yılları harcayanlar, şimdi neredeyse seçilme derdi yoksa maaşlara bile el koyacak.

Fabrika yok, iş yok, asgari ücretliye karın tokluğu yok, emeklilik hakkı yok, maaşlara zam yok; işçilere, gençlere, kadınlara gelince para yok, ama müteahhit yandaşlar için paraya sınır bile yok.

İçeride ekonominin çöküşü gibi, dışarıdaki çöküşün de üzerinden kanal gibi sular aksın isteniyor. Suriye hikayesinde cihatçı çetelerin hesabı da güvenli bölgeye bahçeli evler yapacağız havaları da söndü gitti. “Bize biber patlıcan diyenler merminin kaç para olduğunu biliyorlar mı” diyordu. O mermiler ne oldu? Suriye’ye gidildi ne oldu? Rusya ile olanlar ne oldu? Daha bu sorularına yanıt gelmeden şimdi Libya defteri açıldı. Libya için aynı hikaye en baştan anlatılıyor. O biterse yarın Amerika’yla yeni hikayelerin peşine gidecekler. Ama bu çöküşler hiç konuşulmasın, kanallar açılsın, kanallardan sular aksın...

AKP’nin yaşadığı; dışarıda felaket, ekonomide felaket, demokraside felaket. Tüm bu felaketlerin üstünü örtmek için daha büyük bir felaket lazım. Madem öyle yandaşları besleyip susturmak lazım. Tıpkı beton ekonomisi gibi, tıpkı dış politikadaki palavralar gibi bu da çökecek.

4. Tüm ülke adına kamu kaynaklarının yalnızca İstanbul’a akıtılması bugüne kadar akıl dışı olduğu gibi, hala İstanbul’da rant alanı açmaya çalışmak da kat be kat akıl dışıdır.

Bugüne kadar kalkınma ve ekonomiden sadece beton anlayanlar, en gelişmiş rant kapısı olan İstanbul’a yığılmaya devam ediyor. Yerel seçim günlerinde İstanbul’un sorunu denilince konuşa geldikleri her şey seçim bitince rafa kalkıyor. En temelli sorunların başında, tüm ülke kaynaklarının ve kalkınma planlarının koca ülke çapında sadece İstanbul’a yığılmasıdır. Bu ülkenin diğer illerinden bölgelerine, on yılda çöken yollar ya da yapılmadan zarar eden binalar dışında hiçbir sanayi, üretim, fabrika götürmeden sadece İstanbul’un rantına rant katmak hem adaletsizdir hem sürdürülemezdir. Gözleri sürekli, İstanbul’un kuzeyini imara açmakta. İstanbul’da daha fazla yerleşim açmaya değil, ülkenin tamamının geliştirilmesine ihtiyaç var. Bu nedenle kanala harcanacak paralar sadece İstanbulluları ve de Marmara’yı değil tüm ülke yurttaşlarını ilgilendiriyor.

5. 118 milyar TL kamu kaynağını, hiç ihtiyaç olmayacak bir kanala harcamayı akılla bilimle açıklayamayanların tek yanıtı var: Eğer Kanal İstanbul’u istemiyorsanız Erdoğan’ı sevmiyorsunuzdur.

Halka gelince sürekli kriz var diyorsanız, sonra da İstanbul’u ikiye yarmaya 118 milyar TL harcamayı anlatmaya çalışıyorsanız çok güçlü argümanlara ihtiyacınız var demektir. Bu kadar para yoksa olanı neden buraya harcıyoruz?

Durduk yere “bir kanal olsa da geçsek” deme ihtimali olanlar dışında, etrafından arsa satın alacaklar (ya da almış olanlar) manzaralı villa dikecekler, AVM kuracaklar ve bütün ülkenin kaynaklarının sadece tek bir yerde toplandığı İstanbul’a yeni yerleşim hattı açarak yeni inşaat ve ranta yaslanacak müteahhitler dışında kimin kanala ihtiyacı olabilir?

Tabii ki durum böylesine korkunç olduğu için AKP sözcülerinin de açıklamaları da hiç akıl karı değil. Zaten buna açıklama da denemez. Savunmaya çalıştıkları tek birşey var: Bu projeyi istemeyenler, ya Erdoğan’ı sevmeyenler, ya kaos çıkarmak isteyenler ya da teröristler. Şimdi hiçbir tartışmaya bilimle yanıt veremeyenler, tüm yetkileri elinde bulundurmanın kısa yoldan sonucuna ulaşmak istiyor. Geri dönüşü olmayan bu felaketin sonuçlarını ise sadece bugünün kuşakları değil bizim hiç göremeyeceğimiz kuşaklar yaşayacak.

6. Bilimle açıklanamayan her şeyde, politik sorun vardır. O zaman politik muhatabı, yani halk bu konuya karar vermelidir.

Görüyoruz ki konuyu bilim tartışsın dedikçe konu, bugüne kadar yaratılan bilimin de ait olduğu sermayenin ötesine geçmiyor. O iş öyle yandaş televizyonlar kurup orada saçmalama özgürlüğü savunmakla olmaz, olmayacak. Termik santrallerden saçılan zehirleri savunmaya kalkanların nasıl rezil olduklarını gördüysek bu korkunç projede de öyle saçmalayıp kendi kendilerine karar vermelerine izin vermeyeceğiz, veremeyiz. Bu konuya paralı sözcüler değil halk karar verir. Halk karar vermelidir, verecektir.

7. Bu politik sorun kötüler ya da kötülerin daha iyileri skalasından değil halkın kendisi tarafından çözülebilir.

Önce santral bacaları sağlıklıdır diye güle oynaya oy verip sonra başkanları kızınca ne kadar yanlış olduğunu anlatanlara güvenmediğimiz gibi, müteahhit siyaseti yürütenlere de güvenmek zorunda değiliz. Elbette ki sorun politiktir, yetkisi olanlar istedikleri yasalara güvensinler ama tek başlarına karar veremeyecekler. Ülkenin tüm kamu kaynakları böylesi bir doğa felaketine harcanacaksa buna halkın karar vereceği şekilde referanduma gidilmelidir.

8. Bundan önceki seçimlere yaslanma devri bitti. Batan ekonomisiyle, felaket projesiyle AKP yeniden halkın karşısına çıkıp cevabını almaya hazır olsun.

Şimdi referandum önerildiğinde hemen “bu proje önceki seçimlerde sunuldu” diyerek yeniden oylamaya gerek yok diyorlar. Seçimler bir kez yapılınca tüm yetkiyi ömür boyu veren bir sistem değil elbet. Tek adam rejimini oylayıp geçirmiş olsanız bile, insanlık geliştirdiği yöntemin gerisine gitmiyor işte. İstedikleri tüm yetkileri olsa da istedikleri zaman yapamıyorlar işte. Şimdi de seçim olacak diye korkudan kıvranıyorlar. Eninde sonunda bu sonuca zaten varacaklar. Fakat o güne kadar doğayı katletmelerine izin vermeyelim.

Önceki seçimleri referans gösterip kurtulmak AKP için mümkün olmayacak. Madem bilim çaplarıyla Erdoğan düşmanlığı iddiasını aşamıyorlar, madem toplumu her seferinde isteyenler ve istemeyenler diye ikiye yarmaktan bir adım geri adım atmıyorlar, madem ki bu kamu kaynakları her türlü yandaş beslemeye varken halka insanca bir zammı bile çok görüyorlar, madem ki bildiklerini yapacaklarını sanıyorlar; o zaman oylanacaklar, sınanacaklar.

Bu rezil halleriyle halkın karşısına çıkacaklar. Ve bu sadece İstanbul’un değil, sadece Marmara’nın değil, tüm ülkenin kaynaklarını ve tüm ülkenin politikalarını etkileyen bir sorun olduğu için tüm ülke çapında oylanacaklar.

Fabrika gitmeyen Anadolu da yol dışında ekmek gitmeyen şehirler de; hepsi karar verecek. Bugüne kadar kendi yaşadığı yerde tarımını bile yapamayanlar, İstanbul’a gelmek zorunda bırakılanlar da karar verecek. Ülke çapında kararı halk verecek, AKP’de korkunç projesiyle, batan ekonomisiyle bu gerçekle yüzleşecek.