İstanbul'un kanala değil işe, ekmeğe, fabrikaya ihtiyacı var

Sermaye iktidarı AKP, Kanal İstanbul’u sermayeye hizmet için devreye sokmak istiyor. Boşalttıkları kasaları böyle bir rant projesiyle doldurmayı hedefliyorlar. Arsaları Katarlılara satmaya başladılar. Kanal manzaralı villaların inşaatını, rantını şimdiden hesaplıyorlar. Ekonomik krizle sıkışan müteahhitleri milyonlara boğarak kurtaracaklar.

Kanal İstanbul’a en az 65 milyar TL harcayacaklar. EYT’nin hakkını vermek konu olunca bütçe yok diyen iktidar İstanbul’un felaketine bu parayı yatıramaz. Asgari ücret için masa başlarında pazarlık yapanlar, emekçilerin boğazından kesecekleri paraları betona gömemez.

Kanal İstanbul, felakettir. Yedi bin yıl önce oluşan İstanbul Boğazı’ndan bir tane daha yapacağım demek deniz ekosistemini alt üst etmektir. Şehri ve bölgeyi alt üst edecek bu proje bir çöptür.

Şehirler sermayedarların değil o şehri var edenlerindir. Kamunun olana, sermaye iktidarı AKP el koyamaz, patronlara peşkeş çekemez.

Kenti yağmayalayacak bu proje, kent halkına rağmen yapılamaz. Zenginlerin serveti için ne şimdi bu kentte yaşayanlar ne de sonraki nesiller ateşe atılamaz.

İşte bu yüzden İstanbul’a emek verenler, asgari ücret hakkını, emeklilik hakkını alamayanlar sonuna kadar Kanal İstanbul felaketine karşı durmalıdır. Emekçilere olmayan bütçenin yağmaya yatırılmasına da kentin geri dönülmez yıkımına da ancak böyle karşı durabiliriz.

Gezi Parkı’na yapamadıkları Topçu Kışlası’nın hala rüyasını görenler; emekçilere, halka rağmen Kanal İstanbul’u inşa edemezler, edemeyecekler.