Emek Verenler Bu Düzeni Tersine Çevirmek İçin Yaşamalı Direnmeli

Maalesef Fatih ardından, kötü bir haber de Antalya ve Aydın'dan geldi. Bu ölüm haberleri toplumun her kesiminde çeşitli tepkilere, düzenin kendisine yönelik eleştirilere sebep oluyor.
 
Biz biliyoruz ki kapitalizmin modernleşmiş bir dünyada hala bireysel kurtuluş anlatan düzeni, insanlığı artık aklın sınırlarını zorlayan bir yaşam gailesi içerisine sokuyor. Anlatılan bireysel kurtuluşun mümkün olmadığıyla yüzleşenler için ise büyük yıkımlara yol açabiliyor. Ama yine biz biliyoruz ki gerçek olan milyonlarca insanın bu sömürü düzenine olur vermesinin mutlak olmadığıdır. Gerçek olan, bireysel her türlü fiil her ne olursa olsun; somut sorunu ortadan kaldırmadığı ve bir çözüm olmadığıdır. Gerçek olan bu itiraz edenlerin birliğine olan ihtiyaçtır. Yalnızca emek verenlerin birliği bu düzeni tersine çevirebilir.
 
Bugün bu ölümler, geçim derdiyle de olsa sosyal sorunlar nedeniyle de olsa asla bir isyan olarak gösterilmemelidir. Çünkü böylesi yanlışlıklar örgütsüz bir toplumda yanlış bilincin örgütlenmesine hizmet edecektir.
 
Eğer ki bu dünyada emeğiyle geçinenlerin zincirlerinden başka kaybedecek hiçbir şeyi yoksa o zaman harekete geçme vakti demektir. Bu düzenin eşitsizliğine itiraz etme vaktidir. Birleşme, değiştirme vaktidir. Çoğunluk olduğunun farkına varma vaktidir.
 
Bugün ülkenin dört bir yanında direnenler var. Fabrikalarında, işyerlerinde, heryerde. Onların sesine daha çok ses katmalıyız, örnek olacak ve güç verecek olan bu direnişlerdir. Bu direnişlerin örneğini yaymak, emek verenleri yaşatacak olandır.