Emek Veren Kimse Maaş da Yönetim de Onların Hakkıdır

Kılıçdaroğlu dün sendikalara dair görüşlerini açıkladı. İşçinin sendikalı olmasına bir lafı olmayacağını lütfederken "bizim belediye başkanlarımızdan fazla maaş alan işçi var" diyerek bu konudaki "rahatsızlığını" dile getirdi. Kendini tutamadı desek daha yerinde olur.

Baştan söyleyelim o belediyelerde en yüksek maaşları hakedenler zaten koltuklarda oturan başkanları değil, emek verenlerdir. O koltuklara bir siyasi görüş yerine diğeri oturunca bu tarihsel kaide değişmeyecektir. Çöp dağlarından çok korkanlar, başkanlarının değil o çöpleri toplamak için emek verenlerin tarafında olmak zorundalar. 

Kendi belediyelerinde direnen işçileri görmezden gelen, onlara gelince küçük patron hesaplarına düşenler seçilene kadar "her kesime" demokrasi anlattılar. Seçildikten sonra işçiye açlık, yoksulluk ve işsizlik olarak dönen o demokrasi kimsenin karnını doyurmayacaktır.

Bir yerde sorun çıktığında üstünü örtmeye çalışan siyasi anlayış, toplum nezdinde hiçbir zaman ayakta kalamadı. Bugün tüm belediyelerde, toplumun temel sorunu olan krizin yansımaları var, işçiler kötü koşullarla ve işsizlikle başbaşa bırakılmak isteniyor. Bu sorun ortada durduğu sürece işçilere çamur atanların anlatacağı bir demokrasi, anlatacağı bir eşitlik olamayacaktır. Çünkü işçi sınıfı tarihsel olarak haklı olan taraftır, o koltuklarda oturanların ekmeğini de servetini de üretenler onlardır.

Ya bu sorunu çözmek üzere siyasi irade koyulur ya da emek verenler bundan önceki başkanlara verdiği yanıtı yeniden verir.