Patronları Kurtarma Programına Karşı Emek Verenlerin Ekonomi Programı

İstedikleri kadar “mega proje” gibi süslü sözlerle yeni “reform” paketleri açıklasınlar, içerikte değişen birşey yoktur. Krizden patronlarını kurtarmak için emekçilerin haklarına el koymak dışında bir çıkış yolları düşünemeyen piyasacıları, reformları ve paketleriyle beraber çöplüğe göndereceğiz.
 
Piyasacı neoliberalizm sevdalılarının, patronları kurtarma planına karşı emek verenlerin ekonomi programını açıklıyoruz: 
 
Emekçi halkın kullanmadığı hiçbir borç, emekçilerin parasıyla ödenmeyecek, İMF ile görüşülmeyecek. 
 
Bir avuç piyasacıyı kurtarmak için emekçinin ne güvencesi varsa el koyma planı anlatıyorlar.
 
Kamu bankalarına müjde olarak batık kredi borçlarını kapatacak çözümler getireceklermiş. Peki kamu bankalarının bu kadar borçlanmasının nedeni ne? Bankaların borcunun kaynağı; ranta ve betona dayanan ekonomi politikalarını birlikte yürüttükleri yandaş firmalara daha çok inşaat yapmaları için kullandırılan ucuz kredilerin borçları olmasın sakın? Şu an içinden geçtiğimiz ekonomik kriz tam anlamıyla AKP kapitalizminin borç krizidir. Bütçe açığının geçtiğimiz yıla göre oranı %92 olmuş durumda. Daha 2019’un ilk 3 ayından 37.8 milyar TL’ye ulaşan bütçe açığı dururken bir yandan bankalardaki batık kredilerin yükünü hazineye yani yine vatandaşa yükleyecek hiçbir çözüm önerisi ne uygulanabilir ne de kabul edilebilir.
 
Emekçi halk sermaye bloğuna peşkeş çekilen borçların ödenmesini reddedecektir. Emekçiler kullanmadığı hiçbir borcu ödemeyecek. IMF ve benzeri hiçbir emperyalist yapıyla yeni bir borçlanmaya girilmesi söz konusu olamaz. Benzeri politikaların uygulanması da kabul edilmeyecektir. Çözüm borçlanmakta değil öz kaynaklara başvurularak ve kamunun kaybettiği iktisadi kuruluşların geri alınıp en üst düzeyde işletilmesiyle sanayi üretimi yapılmasındadır.
 
Kıdem Tazminatı Gaspı ve İşten Çıkarmalar Yasaklanacak
Tam İstihdam Yönünde Yürünecek
 
Emekçilere Bireysel Emeklilik Sigortasını zorunlu hale getirerek emeklilikte dert yaşamayacağızı anlattıklarında gülüyoruz. Tıpkı böylesi neoliberal yasalar yüzünden bundan 20 yıl önce bugünün EYT’lilerini var ettiniz. Müjde, bugün emekli bile edilmiyorlar. Siz ise emekli olunca rahatlık vaadinden bahsediyorsunuz. Tek derdiniz maaşlardan bu fon için zorunlu kesintilerden beslenmeyi hedeflemek. Getireceğiz diye övündükleri "reformlar" yeni işten çıkarmalara da kapı aralıyor.
 
Ödeme yükümlülüğü patronda olan kıdem tazminatını fona devrederek patronları rahatlatmak istiyorlar. Bir yandan bankaların borcunu vatandaşın üstüne yıkma hesapları yaparken diğer yandan işçinin üç kuruş birikimi olan kıdem tazminatına göz dikmesi AKP’nin işçi sınıfına karşı olan konumunu ve ikiyüzlülüğünü gözler önüne seriyor.
 
Ancak işçinin kıdem tazminatı hakkını gasp etmek o kadar kolay değil. İşçi sınıfı haklarını kolay kolay size yedirmeyecek. Kıdem tazminatına ve emekçilerin hiçbir hakkına dokunulamaz. Kriz varsa emekçilerin hakkı korunacak. Kıdem tazminatına dokunulmayacak, işten çıkarmalar yasaklanacak. 
 
Sanayi ve Tarım Üretimi İçin Kamu Yatırımı Yapılacak ve Kamu İktisadi Teşebbüsleri Harekete Geçirilecek
 
“Reform” paketinde önümüzdeki 4 yıl içerisinde küçükbaş hayvan ve turizm gelirlerinin 2 katına çıkacağı vaat ediliyor. Peki, AKP iktidarı ile geçen 17 yılda bu neden yapılmadı? Hayvancılık gibi tarım da sanayi de bitirildi. Devamlı “yerli ve milli”lik söylemine sığınan iktidar şu anda tarımın tamamına yakın kısmının milli tarıma falan değil ithalata dayandığını ne çabuk unutuyor? Dış borca, ithal ürüne bağımlı, inşaata ve rant talanına dayalı bir ekonominin bu vaatleri yerine getiremeyeceği açıktır.
 
Eğer ekonomiyi canlandıracak araçlar aranıyorsa bunun yolu patronları kurtarmaktan değil kamu iktisadi teşebbüslerinin ve istihdamın artırılmasından geçer. Atılması gereken adım; büyük bir sanayi ve tarım üretimi için gerekli yatırımların ülke çapında başlatılması, bütün özelleştirme girişimleri ve kamusal varlıkların satışının durdurulmasıdır. Bugüne kadar yapılmış özelleştirmeler sonucunda elden çıkan iktisadi kuruluşlar yeniden kamuya kazandırılacaktır.
 
Büyük Ölçekteki Kar, Rant ve Servet Vergilendirilecek
 
Hem vergide “dengeli dağılım olacak” demek hem de “vergiyi tabana yayacağız” demek çelişkilidir ve dahası koca bir yalandır. “Tabana yaymak” demek vergiyi geliri az olanların sırtına yükleyeceklerini ilan etmek demektir. Hali hazırdaki anayasada bile var olan ama asla uygulanmayan “gelire göre vergilendirme”yi tekrar söylemek, aslında “bunu yine uygulamayacağız” demekle eş değerdir.
 
Ekonomik kriz nedeniyle kişi paşına düşen gelirin azaldığı, zamların arttığı, eflasyonun yükseldiği koşullarda bir de vergi yükünü emekçi halkın üzerine yüklemek gibi bir hak kimsenin olamaz. Bugüne kadar büyük karları, rantı, serveti emekçilerin üzerinden edinenler vergilendirilecek.
 
Köylü Halkımız Tarımsal Üretimi Artıracak, Aracı-Komisyoncuları Devreden Çıkartacak
 
Bugüne kadar ülkeye dolan dolarları betona, inşaata yatırdılar. Üretim sıfırlanana kadar ekonomiyi batırdılar. Şimdi gıda enflasyonunun tavana ulaşması üzerine sera yapacaklarını, tarım kredi kooperatifi kuracaklarını açıklıyorlar. 20 yıldır üretim yapmayanlar kısa vadede gıda enflasyonunu düşürebileceklerini iddia ediyorlar. Sadece seralarla mı üretim sağlanacak? Bunu önermeler ancak gıda enflasyonunu kabul ettikleri anlamına gelir ama tarım politikaları tamamen değişmeden tarımsal üretim de sağlanamaz. Hala değiştirmedikleri hal yasası, sadece seçime kadar adeta bir göz boyama gibi sürdükleri tanzim satışları gerçek yüzlerini ortaya sermeye yetiyor.
 
Eğer gerçekten gıda enflasyonu düşürülecekse çözüm tarımsal ürünlerin üretimini artıracak politikalar üretmekten geçiyor. Köylü halkımızın tarımı geliştirebilmesi üzere büyük kamu yatırımları yapılacak. Ürünlerin halka ulaşması sürecinde aracı-komisyoncu olanlar devreden tamamen çıkartılarak gıda ürünlerinin en ucuz hale gelmesi sağlanacak.
 
Üretenlerin Örgütlü Gücü Bu Gidişata El Koyacak
 
Ülkede kapitalizm de sözcüsü AKP de işleyemez hale gelmiş, sadece itme politikaları ile ayakta kalmaya çalışmaktadır. 
 
Bu ayakta kalma çabaları, emekçilerin haklarını tırpanlamaktan başka hiçbir şekilde olamayacaktır. Buna son verecek olan tek güç de üretenlerin örgütlü gücü olacaktır. 
 
Ülkenin bütün değerlerini üretenlerin bir araya gelmesi, denetimini sağlayacak çoğunluk olduğunun bilinciyle hareket etmesi bu gidişatı tersine çevirecek esas balyozdur. 
 
Piyasacıları, rantçıları, emekçilerin emeğine el koyarak edindikleri servetlerinden bir kuruş kaybetmemek için emekçilerin en ufak haklarına bile hiç tereddüt etmeden el koyanların yönetimine, üretenlerin örgütlü gücü el koyacaktır.