İstanbul ve Tüm Şehirler Emek Verenlerin Oluncaya Dek

 

EHP’nin Devrimci Siyaseti, Emek Verenlerin Gücünü Kazandı

Her seçim döneminde tek adam rejiminin geriletilmesi için ittifaklar kuran, ittifakların içinde yer alan ve deklarasyon yayınlamak yerine seçim mücadelesi yürüten Emekçi Hareket Partisi, bu yerel seçimlerde bugüne kadarki tüm deneyimi ile başka herhangi bir güce bel bağlamadan İstanbul’da Özge Akman’ı aday olarak gösterdi. Sosyalist politik programımız; İstanbul’un dört bir yanında meydanlarda emek verenlerle buluştu. Tüm süreç boyunca topluma anlattığımız sosyalist siyaset karşılığını buldu.

31 Mart yerel seçimlerinde; kimlikçi siyasetin, apolitikliğin karşısında insan aklı ve devrimci siyaset kazanmıştır. Sosyalist siyasetin toplumda karşılık bulamayacağını düşünen yılgınların karşısında partimiz kendi gücünün üzerinde oy aldığı bir sonuç elde etmiştir. Solun başka bir güce yaslanmadan, arkasına sığınmadan kendi politik programıyla ve özgücüyle başarabileğinin bir örneğini ortaya koymuş bulunmaktayız. Aldığımız 2453 oy, biliyoruz ki böylesi demokrasi sorununun baskın olduğu günlerde dahi, solu düzen içi kurtuluş arayanlardan ayıranların, emekçilerin siyasetine omuz verenlerin gücüdür.

Asla eşit olmayan imkanla, bağımsız adaylık üzerinden girmek zorunda kaldığımız bu seçimlerde, İstanbul’un dört bir yanına ulaşmaya çalışan yoldaşlarımızın her bir emeği, emekçilerin yaşadığı tüm ilçelerden bu çabaya karşılık oy verenlerle buluştu. Sonuçtaki toplam oy sayısından da önce, her bir partilinin yaptığı her bir çalışmanın katlanarak oya dönüşü ile partimiz, bu deneyimin içerisinden kazanımla ve politik programının gücüyle çıkmıştır.

Tek Adam Rejimi Seçime Dayalı Moral Üstünlüğü Kaybetti

Bugüne kadar girilen bütün seçimlerden tüm eşitsizlikleri devreye sokarak galip çıkabilen tek adam rejiminin sandıkta yenilmezlik unvanı yenilgiye uğradı. Kendisinin bile ülkeyi kaybetmekle eş tuttuğu İstanbul ve Ankara, rejim tarafından kaybedildi. Ayrıca yıllarca meşruluğunu seçimlere yaslayan iktidarın, Kürt illerinde seçilmişler yerine atadığı devlet memurları yani kayyım siyaseti yenilmiştir. Kürt illerinde yeniden HDP’nin seçilmesi de iktidar bloğunun meşruiyetini yitirmesinin diğer bir göstergesidir. Şehirler atananlardan kurtarılmış, yeniden o şehre emek verenlere kazandırılmıştır.

AKP her ne kadar oy oranı olarak muhalefetin tamamından yüksek oy almış olsa da bu kesin bir sandık yenilgisidir. Rejim, İstanbul’daki seçim sonuçlarını hala tartışmalı bir pozisyonda tutmaya çalışıyor. Bu da seçimlerde kaybetseler dahi sonuna kadar ısrarcı olacaklarının işareti. Büyük şehirlerdeki hakimiyetlerini kaybetmemek üzere her seçeneğin söz konusu olabildiği bir müdahale etme mantığına sahipler. O nedenle toplumsal muhalefet 7 Haziran-1Kasım sürecini aklında tutarak tam anlamıyla teyakkuz halinde olmalıdır. Bu durum önümüzdeki günler için bilakis geçerlidir. Rehavete kapılmak, kazanılmış olan İstanbul’un kaybedilmesi sonucunu yaratır.

Sadece AKP Karşıtlığı Değil Ekonomik Kriz Kaybettirdi

AKP’ye büyükşehirleri kaybettiren kutuplaşma değil ekonomik krizin yarattığı sonuçlardır. Bugüne kadar AKP’nin gerilediği ve kazandığı seçimleri değerlendirirken ekonominin en önemli belirleyen olduğunu tüm seçim değerlendirmelerimizde dile getirdik. Bugün bunun en somut halini bu seçimlerde yaşadık.

Kimliklerin kutuplaşmasından AKP hep kazançlı çıktı. Ekonomik gidişatın görece iyi olduğu zamanlarda sınıfsal çıkarlarına göre düşünme eğilimi geri planda kalıyor, kimlik kutuplaşmaları öne çıkıyordu.

Ancak ekonomik kriz koşulları bu tabloyu alt üst etti. Emek verenler; kimlikleri, partileri ne olursa olsun açık açık rantçıların, patronların yanında yer alan partilerinden koparak ilk elden muhalefet saflarına katılmaya başladı. Seçim sürecinin tamamında vurgulanan beka kutuplaşması söylemi iflas etti. Muhalefetin de seçim kampanyasına başlarken geride tutup ilerleyen günlerde ön plana çıkardığı ekonomik vurgular, büyükşehirlerin muhalefete geçmesinin birinci sebebidir. Halkımız, emeğine ve ekmeğine göre tercihini yapmayı bilmiştir. İnsanların maddi koşullarını temel alan siyasal yaklaşım etkisini göstermiştir.

Büyükşehirlerin Kazanılması Demokratların Yüzünü Güldürdü

Geçtiğimiz seçim dönemlerinde gösterilen basiretsizliklerin bu seçimde gösterilmemesi, muhalefetin kazandığını kaybetmemesini sağladı. Önceki seçimlerden çıkarılan dersler sandık sonuçlarının hem korunabilmesine hem de seçim boyunca hata yapılmamasına olanak sağladı. Uzun süredir yürütülen demokrasi mücadelesi, ekonomik göstergelerin AKP aleyhine sonuçlar yaratmasıyla sonuç verdi. Tek adam rejiminin baskısı altında doğan bir nesil ilk kez seçim mücadelesinde kesin bir başarı sağladı. Bu atmosfer, şüphesiz birçok olumlu sonuç doğuracaktır. Demokrasi adına alınan bu ortak tavrın ve sürecin, halkların kardeşliğine katkı sağlaması, demokratik siyasetin önündeki tüm engellerin kaldırılması yönünde adımlar atılarak tamamlanması önemlidir.

Kapitalizmin Krizini Dikkate Almayan Sol Düzen Muhalefetinin İçerisinde Eridi

Seçimler, halkı ekonomik kriz ile başbaşa bırakmayı göze alan sosyalistler için ise olumsuzlukla sonuçlandı. Bir seçimi daha güçler dengesine terketmek, sol adına konuşma imkanlarını sınırlandırmıştır.

Ekonomik kriz derinleşirken sınıf mücadelesini geride bırakanlar, emekçilerin siyasetini sosyal demokrasiye teslim etmiş durumdadır. Emekçilerin örgütlenmesi için en imkanlı günler, bir kritik dönemeçte daha gündeme alınmadı. Birçoğu seçimli günlerin bitmesini bekledi, seçilme ihtimalini değerlendirmeye bile almadı. Bir kısmı ise yalnızca kimliklerine yaslanarak bu süreci sadece bir “tanıtım” faaliyeti olarak değerlendirdi. Burada solun görevini toplumun kendisi üstlendi, her iki ittifak bloğunu da ekonomik krizi konuşmak zorunda bıraktı. Fakat soru şudur; sol, ekonomiyi hiç gündemine almayarak geçirdiği koca seçim sürecinin bitiminde şimdi sonuçlarını kim adına değerlendirmeye alabilecek? Hayat kaldığı yerden devam edebilir ancak siyaset için bu zordur.

Programı ve Halk Meclisleri Olmayan Sol Ne Kazandı?

Sorulara yanıt bulmak gereğinden uzaklaşan, istediği zaman pas geçme hakkı olduğunu zanneden solun diğer sorunu; sadece solcu olmayı, bir program ve bir fikir olmadan öne sürmek oldu. Ne bir politik program ne bir örgütlü toplum yaratma ihtiyacı görmeyenlerin seçimlerden aldığı sonuçlar da başka bir yönüyle başarısızlık oldu.

Maçoğlu’nun kahramanlık mertebesine getirildiği Ovacık’ın CHP’ye geçişi; Maçoğlu’nun komünist “başkan” olmasının yönettiği bölgede de bir komünist yönetimin varlığı anlamına gelmediğini maalesef ortaya çıkarttı. Ovacık sınırlarından açılarak Dersim’den aday olup kazanma başarısının ardında, sloganlarda yazan ama uygulanmayan, “söz, yetki, karar”ın halkın kendisinde olmadığı sürece, kimliği ne olursa olsun başkanlığın bir önemi olmadığı gerçekliği ortaya çıkmıştır. Dünya ölümlüdür, maalesef solcular  yaşamını bir solcu olarak yaşamanın ötesine geçebilmeyi öğrenmelidir. Sol bir kimlik değil fikirdir. Solun kahramanlara ve ünlülere değil sosyalist programları toplumla buluşturacak neferlere ihtiyacı vardır. Toplumu örgütlemeden geçiştirilen bu popülist süreçlerin sonunda sol, bir yanda komünizm ilan etmek bir yanda seçimleri yok saymak uçlarından uzaklaşamayacaktır.

Evet, Dersim'de kazanıldı ancak tüm ilçeler, CHP ve hatta AKP’ye kaybedildi. Halk yönetimlerinin esas olmadığı, halkın kendi yönetimini örgütlenmediği her yerde, solun her daim otomatik olarak tercih edilmeyeceği açıkça ortaya çıkıyor. Sol değil bir ilçe; ülke kaybetmenin deneyiminden geçmiştir. Sosyalizm tek boyutlu olarak bir ilçeden ya da ilden yükselemez, halk kendi meclisleri ile kendini yönetmediği sürece sol orada ayakta kalamaz.

Bu yanlış yönlere rağmen en başta SMF’nin, ortak hareket ettikleri TKP’nin adayları Mehmet Fatih Maçoğlu’nun Dersim’i kazanması sosyalistler adına önemli bir adımdır. Arkadaşlarımızı yürekten kutluyoruz.

Emek Verenlerin Politik Programını Uygulamak İçin Şimdi Daha Güçlüyüz

Ekonomik kriz varken halkı sosyalist siyasetle, sosyalist programla ve onun örgütüyle buluşturmak devrimci bir partinin görevidir. Bu görevimiz seçimlerle bitmedi, şimdi emek verenleri partisiyle buluşturmak için harekete geçmeye devam edeceğiz.

Derinleşen ekonomik kriz ile sınıf çelişkisi de derinleşmeye devam edecek. Emekçi Hareket Partisi, sermayeyle el sıkışmaya hazır tüm düzen partilerinin karşısında emekçilerle gerçek bir örgütlenmenin sağlanması için var gücüyle çalışmaya devam edecek.

İstanbul’un dört bir yanından partimize oy verenler, bu bayrağı elimizde tutacağımızdan emin olsunlar.

Partinin devrimci siyaseti yeni bir çığır açacak.

Şehirler emek verenlerin oluncaya dek işçi sınıfının partisi tüm görevlere hazırdır.

Kavgaların en büyüğü ve en haklısı için sonuna kadar devam edeceğiz.

EHP Merkez Komitesi