Adayımız Özge Akman: İstanbul Emek Verenlerin Olacak

İstanbul, kriz yaratanların değil emek verenlerindir.
 
Emek verenlerin gündemi ekonomik krizdir. Emek verenlerin gündemi demokrasi ve özgürlüklerdir. Emek verenlerin gündemi laikliğin ve modern yaşamın savunulmasıdır.
 
Emekçi Hareket Partisi emek verenlerin partisidir. Yaklaştığımız 31 Mart yerel seçimlerinde bütün bu alanlara el atmak ve çözümler yaratmak üzere Özge Akman’ı emek verenlerin sosyalist bağımsız adayı olarak ilan ediyoruz.
 
İstanbul, Kriz Yaratanların Değil Emek Verenlerin Olacak
 
Ekonomik kriz toplumu ciddi bir yoksulluk ve sefalete sürüklüyor. Ülkeyi büyük bir borca batırdıkları için fabrikaları satacak duruma geldiler.
 
Emekçiler bu krizi işsizlik ve yoksulluk boyutlarıyla en yıkıcı düzeyde yaşıyor. 
 
Ekonomik kriz içerisinde gidilen seçimde muhalefete düşen, ekonomik sorunları en üst perdeden gündemde tutmaktır. Ekonomi alanında kitleleri içine alan kampanyaları yürütmektir. Ancak var olan muhalefetin İstanbullulara böyle bir önerisinin olmadığını görüyoruz. Büyük bir sorun alanı olan ekonomi konusu bir kenara bırakılmış, koltuk hesapları baş köşeye konulmuş durumda.
 
Siyasal iktidarın safsatalarına en akıllıca, en dinamik, en cesur cevapları sokakta mikrofon uzatılan emekçiler veriyor. Sakarya’da 15 bin emekçi tank-palet fabrikasının özelleşmesine karşı miting gerçekleştirdi. Her hafta başka bir şehirde bir araya gelen on binlerce EYT’li Ankara’da büyük buluşmaya hazırlanıyor. Dev inşaat şantiyelerinde binlerce inşaat işçisi kötü çalışma koşullarına karşı hemen hemen her ay büyük bir yürüyüş düzenliyor, patronlara geri adım attırıyorlar. Ülkenin her yerinde yurttaşlar harekete geçmek istiyor. Bu dinamikleri merkezine almayan, umutsuzluk ve yılgınlıktan başka bir şey üretmeyen bir siyasetin seçimlerde başarı şansı yoktur. 
 
İktidarın Çizdiği Sınırlarda Dolaşarak İstanbul Kazanılamaz
 
Ekonomik krizi gündemine almayan muhalefet varolan yarışa iki konuda yine hata yaparak giriyor. Siyasi iktidar göz göre göre sandıkta hileye hazırlanıyor. Taşıma seçmenler, hayali seçmenler tespit ediliyor ama iptal bile edilemiyor. Göz göre göre ciddi bir seçim güvenliği sorunu varken muhalefet bu sorunu da ertelemeyi tercih ediyor. Ekonomide siyasi iktidar yurttaşları nasıl yatıştırmaya çalışıyorsa muhalefet de seçim güvenliği konusunda aynısını yapıyor.
 
24 Haziran’dan bu yana zaten güven toplama konusunda hiçbir somut adım atılmamışken ekranlara çıkıp “herkes rahat olsun, sandıklarımızı koruyacağız” sözleri toplumun bu konudaki reflekslerini zayıflatıyor. Toplumun muhalefetten beklediği itidal çağrıları değil seferberlik çağrılarıdır. 
 
Bunun yanısıra ikinci önemli hata muhalefetin söylemini iktidarın çizdiği sınırlar içinde kalarak belirlemesidir. Muhalefet “milliyetçi oylar” lafının arkasına gizlenerek siyasi iktidarın söylemlerinin titizlikle dışına taşmamaya özen gösteriyor. 
Ne yazik ki her ne yapılırsa yapılsın siyasi iktidar o çizgileri sizin aşacağınız yere kadar taşımakta kararlıdır. Nereye kadar kaçabileceksiniz? Sorun şu ki eğer ekonomi denmezse, eğer barış denmezse, eğer demokrasi denmezse, eğer Kürt sorunu denmezse kim neden muhalefetin adayına oy versin?
 
Seçmenleri hazır kıta askerler olarak görmek muhalefetin en büyük hatası olacaktır. Seçmenler düşünüyor, tartışıyor ve bir karara varıyor. Hiçbirisiyle imzalanmış bir senet yok. Onların bilincini kazanmak için, ikna edebilmek için sadece dikkat çekmeden “durmak” seçim süreçlerinden hiçbir şey anlamamak demektir. Muhalefetin savunma taktiğinin var olan siyasi iktidar ve tarzı karşısında İstanbul’da kazanma şansının olduğunu görmüyoruz.
 
Kimse muhalefetin sorumsuz politikalarına kefil olmak zorunda değil. Ekonomi tartışmasının kıyısından geçerek, Kürt halkını ağzına almadan, usulsüzlüklere itiraz yükseltmeden İstanbul kazanılamaz. İktidarın çizdiği sınırlarda üretilen siyaset kazanım elde edemez. 
 
Bu yüzden bu sınırları ortaya koyacak olan da, ortadan kaldıracak olan da emek verenlerin siyasetini hiçbir boyunduruk ve vesayet altında kalmadan yürütecek olan Özge AKMAN’ın adaylığının çalışması olacaktır. 
 
Egemenlik, Tek Adam Rejiminin Değil
Bu Ülke ve Şehre Emek Verenlerindir
 
Şehri emekçiler ayakta tutuyor. Şehri emekçiler geçindiriyor. Şehri emekçiler üretiyor. Şehri kim ayakta tutuyor, kim geçindiriyor ve şehri kim üretiyorsa yöneten de onlar olacaktır. Şehir hakkı ve şehrin insanlığa yaraşır bir şekilde çehresini değiştirme hakkı ancak ona emek verenlerdir.
 
Şehir mücadelesi, emekçilerin ürettiği ortak yaşamı dur durak bilmeksizin sömüren ve ondan rant devşiren sermayenin iktidarını hedef alır. Hâkim sınıfsal ilişkilerin dışında bir kentsel yaşamın yeniden canlandırılması ve inşa edilmesi için, parasal güce dayalı mevcut sistemin aşılması gerekir.
 
Çoğunluk olan kentsel yaşamı üreten bütün insanlardır. O halde, söz yetki karar ve iktidar da onların olmalıdır. Ülkenin tüm şehirlerinden yükselen egemenliğe el koyma iradesi tek adam rejimine son verecektir.
 
Şehir hakkı, sosyalist bir iradenin yoksulluğu ve toplumsal eşitsizliği ortadan kaldırması, doğanın tahribini durdurması ve tümüyle farklı bir yöntem üzerinden şehri yeniden inşa etmesidir. Bunun gerçekleşebilmesi için sermaye birikimini mümkün kılan yıkıcı kentleşme biçimlerine son verilmelidir.
 
Şehirde ve Ülkede Gerçek Demokrasi İçin Söz, Yetki, Karar Meclislere
 
Seçim süreçleri ve oluşturulan yerel düzeyde ya da ülke çapındaki yönetim mekanizmaları demokrasi için yeterli değil. Demokrasinin gerçek anlamda hayata geçebilmesi için şehir halkının her düzeyde meclisler oluşturması gereklidir. Bu meclislerin ortak siyasal karar alabilmesi üzere hem kademeli, hem de yatay örgütsel işleyiş biçimlerini uygulaması kaçınılmazdır.
 
Bir toplumsal hareket, belli bir an geldiğinde bir genelleme altında toplanmayı, ülke ölçeğinde örgütlenmeyi başarmalıdır. Bununla beraber, her ilde meclislerin oluşturulması ve aktif olarak işletilmesi, yerinden yönetim anlayışının ilerlemesi olanaklarını sağlayabilir.
 
Meclisler, yurttaşların seçtikleri belediye başkanı ve belediye meclisi üyeleriyle sürekli bağlar oluşturulmasını ve aynı zamanda yönetimle ilgili bütün işlerde kamuoyu denetimini sağlar. Halk siyasete katılım ve doğrudan demokrasi deneyimlerini yaşamalıdır. Seçilmiş belediye organlarının en başta gelen görevi halk meclislerini oluşturmaya çalışmaktır.
 
Seçilmiş belediye başkanlarını görevinden almak ve yerine bir devlet görevlisi atamak kesinlikle kabul edilebilecek bir uygulama değildir. Seçimle gelmiş yerel yöneticilerin konumunu değiştirebilecek tek şey, eğer adli bir suç yoksa, ikinci bir seçimdir.
 
Sendikalar salt işyerlerini veya belli bir sektörü değil, bütün bir şehri örgütlemek üzerinden harekete geçmelidir. Şehirlerin örgütlenmesi ancak sendikanın kentte bulunan toplumsal gruplarla birlikte hareket etmesiyle mümkün olur. İş alanlarından, hemen çevresindeki yaşam alanlarına, mahallelere yönelen bir örgütlenme tarzı benimsenmelidir. 
 
Rantçılara, Betonculara, Paragözlere Oy Verme
Özge Akman Halktır, Kendine Oy Ver
 
Siyasi iktidar seçimlerin arkasına ekonomik krizi saklamaya çalışıyor. Muhalefet ise milliyetçi seçmenin arkasına saklanmaya çalışıyor. Emekçi Hareket Partisi ve sosyalist bağımsız aday Özge Akman bu saklambaça son verecek.
 
Bu ülkede büyük bir ekonomik kriz yaşanıyor. İşsizlik, yoksulluk, pahalılık işte kriz, diyeceğiz ve buna karşı mücadele programımızı İstanbul’un her yerinde anlatacağız.
 
Rant-beton-para siyaseti anlatanlar bir tarafa emekçilerin siyasetini, emek verenlerin İstanbul’u programını ve hayallerini anlatanlar bir tarafa.
 
Oyunuzu rantçılara, betonculara, paragözlere vermeyin.
Saray güdümlü vekil adaylarına da; halkın, emek verenlerin sorunlarına el atamayan adaylara da oy vermeyin.
 
Oylar Emekçi Hareket Partisi’nin desteklediği sosyalist adaya.
 
Oylar emek verenlerin adayına.
 
Oylar halkın adayına.
 
İstanbul kriz yaratanların değil emek verenlerindir.
 
Özge Akman halktır, kendine oy ver.