Anti-emperyalistler Saraylarda Yaşamaz

-Saray rejimi emperyalizme karşı değil, emperyalizmle iç içedir.
 
-Tarıma kotalar getirirken, uluslararası şirketlere imtiyazlar sağlarken, limanları, otoyolları, fabrikaları satarken emperyalizmle el eledir.
 
-ABD ile birçok konuda yürüttükleri pazarlıklar çıkmaza girdiği için bugün çıkarları çelişmektedir. Bu durum geçicidir.
 
-Her koşulda iktidarda kalabilmek ve sermayenin çıkarlarına zarar vermemek için iki emperyal blok arasında gidip gelmektedir.
 
-Saray rejiminin amacı NATO bloğundan ayrılmak değil dünya çapında hegemonyası sarsılan ABD’nin uyguladığı baskıyı azaltmaya çalışmaktır.
 
-NATO ve BRICS blokları arasında süren ölümcül rekabetten Türkiye emekçileri için değil, kendi iktidarı ve sermaye sınıfı adına fayda sağlamaya çalışmaktadır.
 
-Rusya emperyalizmi de, ABD emperyalizminden daha zararsız değildir.
 
-Son yıllarda yaşanan inişli çıkışlı gerilimleri sarayın önlemesinin mümkün olmadığı ortadadır.
 
-Sarayın geldiği sağcı gelenek hiç bir zaman emperyalizmle mücadele etmedi. Her fırsatta çıkarlarını korudu, mücadele edenlere karşı oldu.
 
-Bugün tüm yetkiler ellerinde olmasına rağmen NATO üsleri kapatılmıyor, ticari ve siyasi anlaşmalar feshedilmiyor.
 
-Emperyalizme karşı mücadele eden emekçiler, gençler ve kadınlar önce sömürü düzenine karşı olunması gerektiğini unutmamalıdır.
 
-Mahir Çayan yoldaşımızın da dediği gibi “emperyalizm içsel bir olgudur.” Yani sadece okyanusların ötesindeki ülkelere karşı mücadele etmek değil kendi ülkesinin hakim sınıflarına karşı mücadele etmektir.
 
-Milliyetçilikle anti emperyalizmi karıştırmak bizler için bir tuzaktır. Saray iktidarı bunları karıştırarak sermayenin temsilcisi olduğunu, bu anlamıyla da emperyalizmin uzantısı olduğunu gizlemenin peşindedir.
 
-Aynı  biçimde popülist Trump ve yönetimi de kendi iç dengelerine oynamak için gerilimi yükseltmektedir.
 
-Dünyamızı bu otokratik, sağcı, popülist sermaye temsilcilerinin ellerinden ne yazık ki kurtaramadık.
 
-Yani ülkemizdeki gibi Trump da kendi iktidarı için başka halkları aşağılayarak ayakta kalmaya çalışmaktadır.
 
-Brunson, Zarrab ve Atilla yürütülen kirli pazarlığın piyonları olarak kullanılmaktadır.
 
-Ne ABD ne de Türkiye yargısı tam bağımsız değildir.
 
-Adalet bu hale gelene kadar sarayın sırtını sıvazlayanların adaletsizliği bahane ederek yaptırımlar dayatması iki yüzlülüklerinin göstergesidir.
 
-Bu iki yüzlü, onursuzluk dayatan, adaletsiz ilişkileri sona erdirecek olan Erdoğan ve Trump değil emperyalist, kapitalist sömürü çarkını kıracak dünya ve Türkiye emekçileridir.
 
-Halklarla barış, patronlarla, emperyalistlerle savaş.