Sağlık Emekçilerine de, Sağlık Hakkı Kullanacaklara da Eşitlik

Başta sağlık emekçilerinin haklarına yönelik düzenlemeler içeren ve “müjde” olarak sunulan yeni bir torba yasamız oldu. Tipik bir AKP yönetimi örneği: Halka değil, kendi çıkarlarına yarayacak pek çok düzenlemeyi bir torbada birleştirip yasa yap, araya birkaç tane emekçiler yararına madde de ekle, sonra o bir iki maddeyi öne sürerek torba yasayı halka sun. Son çıkan kanun bu örneğe birebir uyuyor. Uzunca zamandır talep edilen bedelli askerlik, hekimlere maaş zammı gibi maddelerin dışındakiler, tamamen rejimin kendi ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik. Peki ne getiriyor ve ne götürüyor bu yasa:
 
- Yasayla hekimlerin emeklilik maaşlarına zam yapıldı. Ancak hekimler dışındaki sağlık çalışanlarına bu hak         tanınmıyor. Bu hekim merkezli yaklaşım, tüm sağlık emekçilerini kapsamaması nedeniyle eşitlik ilkesine aykırıdır.   Sağlık hizmeti bir ekip işidir. Bu ekibin bir parçasının eksik olduğu yerde, sağlık hizmeti sunumu aksar. Ayrıca   hekimlere yapılacak zammın miktarı da, bağlı oldukları sosyal güvenlik kurumuna göre belirlenecek. Yani hekimler   arasında da bir ayrım yapılması söz konusu. Emeklilik haklarından tüm hekimlerin ve tüm sağlık emekçilerinin eşit   biçimde yararlanması sağlanmalıdır.
 
- Buradan yola çıkılarak, ne hekimlerin, ne de meslek örgütlerinin kendilerine yönelik ayrımcılık ve sadece kendi   meslek gruplarını kapsayacak biçimde daha fazla ücret talepleri elbette kabul edilebilir değildir. Sosyalistler olarak,   herhangi bir işçinin maaşı belirlenirken çalışma saatlerinin, işin zorluk derecesinin hesaba katılması gerektiğini   savunuyoruz. Hekimlerin kendi sınıfsal pozisyonlarını ve ekonomik kazanımlarını esas alan yaklaşımları   savunulamaz. Bu noktada tüm işçiler için geçerli olabilecek yasalar yani kurallar belirlenmesi gereklidir.
 
- Yasayla sağlık çalışanlarına yönelik yıpranma payı getiriliyor. Bu sayede erken emeklilik imkanı olacak. Bunun   gerekçesi olarak bu meslek grubunun “yüksek risk içermesi” gösteriliyor. Elbette bu da bir kazanımdır. Buradaki   dikkate değer nokta ise şudur; yıpranma payı değerlendirmesi ve erken emeklilik imkanının sadece sağlık   emekçilerine yönelik bir hak olarak ele alınması doğru bir yaklaşım değildir. Yıpranma payı değerlendirmeleri sadece   belli bir meslek grubunun ağzına bir parmak bal çalmak şeklinde yapılmamalı, tüm meslek gruplarına yönelik   kapsamlı değerlendirmelere gidilmelidir. Bunun sonucunda da, erken emeklilik imkanı gereken tüm iş alanları için, iş   yüküne göre ve adil biçimde düzenlenmelidir.
 
- Dikkat edilmesi gereken bir nokta daha; madem ki sağlık iş kolunun “yüksek risk içerdiği” kabul ediliyor ve yasada   ağırlıklı olarak sağlık emekçilerine yönelik haklar düzenleniyor; tüm bunlara rağmen sağlık çalışanlarına şiddet   konusunda hiçbir düzenleme yapılmamış olması, bu sorunun görünmez kılınmak istendiğini göstermekte. Oysa son   dönemde yine örneklerini gördüğümüz sağlık emekçilerine yönelik şiddetteki artışın sebebi toplumdaki bilgisizlik   değildir, asıl sebep önlem alınmıyor oluşudur. Sağlıkta şiddeti durdurmak üzere hiçbir adım atılmadan “sağlıkçılara   hak veriyoruz” müjdesi sunulamaz. Bu noktada, sağlık emekçilerinin haklarının yanı sıra, hasta haklarını da temel   alan bir sağlık sistemi inşaası kritiktir. Şiddeti durduracak temel önlem bu yaklaşım olacaktır.
 
- Yasadaki diğer dikkat çeken nokta da, sağlık hizmetleri ile ilgili maddelerin çoğunun sağlık turizmiyle ilgili olması.   Bu, en temel hakkımız olan sağlık hakkının daha çok ticarileşmesinin, sağlık emekçilerinin çalışma ortamının daha   çok taşeronlaşması ve güvencesizleşmesinin önünü açacaktır.
 
Sağlık hakkı herkesin eşit yararlanması gereken en temel haklardandır. Sosyalistler olarak sağlık hizmetinin tüm topluma koşulsuz, şartsız, eşit ve ücretsiz olarak sunulmasını şart koşan sağlık politikaları geliştirilmesi için mücadele ediyoruz. Oysa bu yasada bu politikaların esamesi okunmadığı gibi, ayrıca yukarıda saydığımız sağlık emekçileri arasında bile ayrım gözeten çeşitli haklar sunması, tam olarak AKP’nin “sağlıkta dönüşüm” adı altında yürüttüğü “daha fazla kar” anlayışına uymaktadır. 
 
Rejimin esas amacı olan sağlıkta ticarileştirme tamamen yok edilmeden ne herkese eşit ve ücretsiz sağlık hakkından, ne de sağlık emekçilerine yönelik eşit haklardan söz edilebilir.