Rehavete Zaman Yok Yerel Seçimler için Bugün Harekete Geçin

24 Haziran’dan çıkarılacak ilk sonuç yenilgi değil, olanaklardır. Yüzde ellilik muhalefet bloğu tüm zorluklarına, imkansızlıklarına rağmen rejim karşısında sonuna kadar mücadele etmeye devam etmiştir. Bu blok kolektif hareket etmeyi, yeni deneyimler ve yeni olanaklar elde etmeyi başarmıştır.

Partimiz seçim sonuçlarını uzun mücadele yıllarının bir uğrağı olarak görüyor. Elbette seçimlerde kaybetmek adına siyaset yapılmaz. Ama seçimler ve siyaset her şeyin her zaman kazanıldığı bir oyun değil. Güçler dengesi ve tarihsel koşullar bu uzun soluklu mücadelede bazen sizden yana olur. Her durumda sevineceğimiz veya üzüleceğimiz anlar geride kalacak yeni bir mücadele sürmeye devam edecektir. Hayal kırıklıkları ve umutsuzlukları geride bırakmak için toplumsal mücadelelerin bu özelliğini doğru kavramak gerekir.

 

Kaybettik mi, Kazandık mı?

Partimizin de içinde bulunduğu tek adam rejimine karşı mücadele eden milyonlarca yurttaşın, partilerin, meclislerin, demokratik kitle örgütlerinin tek bir hedefi vardı, halk egemenliğini savunmak tek adam rejimini durdurmak. Bu hedefe şimdilik ulaşamadık. Ne yazık ki tek adam rejimi anayasal bir sistem olarak yürürlüğe girdi. Bu hedefe ulaşamamak kaybetmek anlamına geliyor.

Peki Erdoğan’ın hedefleri açısından kazandığını söyleyebilir miyiz? Seçimin Erdoğan için ilk sonucu tek başına iktidarken şimdi yeni sistemde ise üstü örtülü koalisyon ortağı konumuna düşmesi oldu. Partisi 7 puanlık düşüşle meclis çoğunluğunu kaybetti.

AKP ve MHP’nin oluşturduğu ittifak ilk günlerinden beri birçok konuda anlaşamadı. Bu anlaşmazlıklar ve çelişkiler bundan sonrasında da devam edecek. Kendisinin aldığı % 52 oya da baktığımızda ucu ucuna başkan olan bir tek adamla karşı karşıyayız. Tüm yetkilerini sonuna kadar kullanacağından hiç şüphemiz yok. Ama attığı her adım ülkenin diğer yarısı için gayrimeşru olmaya devam edecek. Sandıktan çıkan sonuç ne olursa olsun Erdoğan’ın bu kırılgan dengeyi değiştirmeye gücü yetmedi.

 

Oylarımızı çaldılar mı, çalamadılar mı?

Sonuçlar kesinlikle şaibelidir. Seçim sonrası kamuoyunun da çokça tartıştığı gibi birçok yerde iktidar lehine gözle görülür şaibeli artışların olduğu gözlemlendi. Birçok yerde müşahitler engellendi, darp edildi. Yine birçok mükerrer oy kullanma girişimi engellendi ama birçoğu da muhtemelen engellenemedi.

Daha önceki mühürsüz oy pusulası usulsüzlüğünü bilen yurttaşlar her tür hileye karşı örgütlendiler. Bin bir emekle seçim günü binlerce yurttaşın sandıkları koruduğunu, direndiğini ve görevini layıkıyla yerine getirdiği anmak gerekir.

Ama asıl oylarımız seçim gecesi çalındı. Seçimler, oy kullanmak önemli ama sonuçları da önemli. İki sebeple önemli. Eğer doğruysa kimin iktidar olduğunu netleştirmek için, eğer şaibeliyse dayatılan sonuçlara karşı direnmek için önemli.

Uzun süredir seçimlerde yapılacak hileler herkesin malumuydu. Kısa süre önce iktidar blokundan görece bağımsız davranan ana akım medya grubu haber ajansıyla birlikte havuz medyasına eklemlendi. Gerçek sonuçları iktidarın ajansının geçen seçimlerde olduğu gibi manipüle edeceği bilinmesine rağmen alternatif seçim sonucu merkezi oluşturulması becerilemedi.

Bu koşullarda oyların çalındığını seçim gecesi ispatlamak imkanını muhalefet kendi elleriyle ortadan kaldırdı. Hırsıza suç üstü yapılamadı. Oyların çalınıp çalınamadığını netleştiremeyen muhalefet seçim gecesi oldu bittisini ne diyerek engelleyecek? “Bizce çalındı” demek onlarca usule bağlı olmasını kendimizin istediği sandık meşruiyeti için ciddiyetsiz bir yaklaşımdır.

Oy hırsızlığının ispat edilememesi CHP başta olmak üzere muhalefet bileşenlerini seçim gecesi zayıf konuma düşürdü. Başarılı devam eden seçim mücadelesi o gece büyük yara aldı. Seçim gecesiyle veya İnce ile ilgili yapılan spekülasyonların doğruluk payı düşüktür. Ama seçimin sonucuna sahip çıkılamadığı her durumda kitlelerin itirazının da sınırlı olacağını kavramak gerekir. 

 

Muhalefet başarılı mıydı, değil miydi?

Bu sorunun yanıtını meydanlarda görebiliriz. Tek adam rejimine karşı olan yurttaşlar HDP adaylarını bir kez daha meclise taşıdı, Muharrem İnce’ye yüzde 30 oranında destek verdi. Bu iki gelişme nihai sonuçları değiştirmeye yetmemiştir. Ama iki önemli hattı sağlamlaştırmıştır. HDP artık meclisten atılabilecek bir parti değildir. Hem Kürt halkının desteği hem de demokratların desteğini bir kez daha almayı başarmıştır. Muharrem İnce’nin aldığı oylarla CHP makus kaderini yenmiş, hem özgüven hem yeni bir lider kazanmayı başarmıştır.

CHP seçimin ilk anından itibaren iktidarın basıncıyla sürüklenmedi. İYİ Parti hamlesi, baraj ittifakı hamlesi ve İnce’nin adaylığıyla Erdoğan karşısında oyun kurmayı başarabildi. İnce mitingleriyle milyonlarca yurttaşı mobilize etti, CHP kitlesinin politikleşmesini hızlandırdı.

Bu adımlar meclis çoğunluğunu alacak, cumhurbaşkanlığı seçimini kazanacak veya ikinci tura bırakacak bir oya dönüşmedi. Ama ardında özgüvenli bir muhalefet yarattı. Seçim gecesinin kötü yönetilmesinin yarattığı ilk dalga dağınıklık yerini kısa süre içerisinde yeniden toparlanan, mücadele eden, siyaset üreten bir çizgiye bırakacaktır.

Artık “ordu göreve” diyerek kendisini özne görmeyen CHP’li kitleler yerini politize olmuş ve her geçen gün daha fazla örgütlenen bir güce dönüşüyor. Gezi, Hayır ve Adalet yürüyüşleriyle mobilize olan CHP’li yurttaşlar kendi gücünü de aşarak İnce’nin meydanlarında bu sefer gözüktüler. Baskıcı tek adam rejimi karşısında böyle bir kulvarın açılıyor oluşu rejim için en büyük tehditlerden biridir.

Ne var ki bu dalga henüz demokrasi mücadelesinde örgütsel ve politik olarak süreci değiştirecek bir güce ulaşmayı başaramamıştır. Kendi liderini yaratmayı başarmış, Kürt halkına el uzatmayı akıl edebilmiş, geniş bir demokrasi şemsiyesi açabilmiştir. Ama hem yurttaşlar hem de CHP örgütleri bu süreci yönetmeye yetememiştir.

 

OHAL mi, seçim mi?

Bu soru 16 nisan sonrasında sosyalist sol içerisinde çok tartışıldı. Sol bu hatalı soruya doğru cevabı vermeyi sonunda başarmıştır. 5 yılda 6 seçimin gerçekleştiği ülkede, seçim siyasetini reddetmek üzere yıllarca direnen kimi sosyalistler tavırlarını netleştirmişlerdir. HDP kendine düşeni geç de olsa yapmış boğuştuğu onca soruna rağmen seçimlere dört elle sarılmıştır. Kendi bileşenleri dışında eksiklikleriyle beraber sol sosyalistlere yüzünü dönmesi, yeniden 7 Haziran çizgisini benimsemesi, seçimlerle ilgili tutarsız konumda kalanların da netleşmesini sağladı.

16 Nisan’dan sonra seçimlere hazırlanmayı ihmal eden, seçimlerin toplumsal mücadeledeki önemini kavrayamayan sol seçim mücadelesinde inisiyatif alma iddiasını bile kaybetmiştir. Seçimlerin geçmesini bekleyen, taraf olmayı riskli bulan eğilimler özne olma konumlarını da yitirmektedir. Erken seçimin gündeme gelmesiyle birlikte “ön almak” için yapılan ataklar, somut adımlara dönüşmeyi becerememiştir. Artık kendisini kimlik ve söylem düzeyinde var etmeyi tercih eden sol CHP’nin politikleşme seviyesinin çok çok altında kalmıştır.

 

Sermaye mi kazandı, emek mi?

Seçimin kazananı sermayedir. Daha ilk günden Erdoğan’ın kabineye patronları alacağı, ülkeyi CEO mantığıyla yöneteceği konuşulmaya başlandı bile. OHAL nasıl ki her fırsatta altını çize çize emekçilerin hak arayışlarını engellemenin en önemli silahı olduysa tek adam rejimi bunun kalıcılaşmış hali olacaktır. Kısa süre içerisinde her alanda sermayeden yana kararlar hızla uygulanacaktır. Bahsedilen hızlı sistem sermayenin lehine olacak kararlar için geçerlidir.

Emekçiler işten atılma, sendikasızlaştırılma, iş güvenliğinde esneklik, düşük ücret, yüksek vergi gibi pek çok sorunla başbaşa bırakılacaktır. Erdoğan ve sermaye arasındaki sözleşme kazan-kazan biçimindedir.

Ufukta bir ekonomik kriz gözüktüğü doğrudur. Ama bundan sermayenin en az kayıpla çıkması için, Erdoğan şimdiden birçok taahhütte bulundu. Her ne kadar emekçilerin büyük çoğunluğu oy tavrını Erdoğan lehine kullanmış olsa da, “reis”leri onları sermaye karşısında şimdiden yalnız bırakmıştır.

Emeğe yönelik bu saldırıların, kriz koşullarında bir çok toplumsal patlamanın zeminini hazırlayacağını tahmin etmek ise zor değil. 

 

Tamam mı, devam mı?

Bu sorunun yanıtı Erdoğan lehine devam gibi gözüküyorken, ülkenin yarısı hala tamam diyor. Bugün için gücü var olan gidişatı durdurmaya yetmiyor ama her geçen gün cisim kazanarak güçlenmeye devam ediyor.

Tek adam rejimi en başta da söylediğimiz gibi artık yasal zemine taşınarak devam ediyor. Mücadele yine tek adam rejimine karşı halk egemenliğini savunarak devam edecek. Hiç kimse Erdoğan’ı düzenin arkasına gizlemesin. Yeni durumda sermaye adına düzeni nasıl oluşturduğunu hep birlikte yaşayacağız.

Rejimin karşısında yine demokrasiyi savunanların bir arada hareket etmeyi başarması ve geliştirmesi zorunludur. Çelişki sürdüğü sürece buna olan ihtiyaç da sürüyor olacaktır.

Varolan dengenin değişmesi için milliyetçilik, yaşam tarzı, inançlar temellerinde oluşturulan kutuplaşmayı ortadan kaldırabilmek, emekçilerin geneline seslenmeyi başarabilmek de gereklidir.

Önümüzdeki yerel seçimlerde bu dengelerin bozulması için mücadele yine sürecek. Rehavete kapılmadan, yükselen yenilgi havasını geride bırakarak, eksiklerimizi el birliğiyle tamamlayarak, yeni taktiklerle tek adam rejimini şehir şehir geriletmemiz gereklidir. Büyükşehirleri kaybeden dikta devam edemez. Yerel seçimler tek adam karşısında yükselen ama yetemeyen politik mücadeleyi tamamlamak için en önemli ilk fırsattır.

 

Sosyalist Hareketin Partisi Yeni Mücadele Günlerine Hazırlanmaya Devam Edecek

Partimiz yeni değil yıllardan bu yana sosyalist hareketin seçim siyasetinin devrimcileşmesi, bilimsel bir temel kazanması için onca emek vermiştir. Hiçbir zaman sadece tutum açıklamakla yetinmemiş, seçim mücadelesi yürüten milyonların bir parçası olmuş, kendi eylemini oluşturmayı başarmıştır.

24 Haziran’a bir çok yol arkadaşımızla birlikte Bir Adım Daha inisiyatifini oluşturarak hazırlandık. 7 Haziran’dan bu yana HDP’nin barajı aşması için desteklemekten geri durmayanlar olarak bir adım daha attık. Süreç boyunca sosyalistlerin tek adam rejimine karşı halk egemenliğini savunan etkin ve bağımsız çalışmasını caddelere ve meydanlara taşıdık.

İktidar seçimlerden elde ettiği sandık başarısını yerel seçimlere taşımak istiyor. Kısa süre içerisinde ya erken ya da zamanında yerel seçim süreci başlamış olacak. Bu seçimlerde de tek adam düzeninin kaybetmesi için hareketsiz kalmayacağız. Sosyalist hareketin söz yetki karar bayrağını yine caddelere ve meydanlara taşıyacağız. Rehavete kapılmak yok. Politik mücadelede başarı iyi hazırlık gerektirir. Eksikliklerimizi tamamlamak için hiç vakit kaybetmeden harekete geçiyoruz. Yılgınlığa sırtımızı dönüp bir adım daha atıyoruz.