Milyonların Mücadelesi İttifakları Yenebilir

2019 yaklaşıyor. Yaklaştıkça AKP’nin etekleri zil çalmaya başlıyor. Mecliste seçim kanunu tartışmaları başladı.

 
AKP hala 7 Haziran’da aldığı darbeyi atlatmanın yollarını arıyor. Ne uğruna katliamlara girişilen 1 Kasım’da, ne de referandumda işler istediği gibi gitmedi.
 
2019 için yeni stratejiler üretiliyor. AKP ittifak dışında kazanma şansı olmadığını görüyor, bu yüzden de sağın birliğine oynuyor. MHP ile yapılan “Cumhur ittifakı” ile milliyetçi oylara göz dikiyor. Hem MHP’yi baraj altında kalmaktan kurtarmak için, hem de kendini sağlama almak için seçim kanununda değişikliğe gidiyor. Formül bulunmuş: İttifakta yer alan partiler barajı tek başına aşamasa bile, eğer ittifakın toplamı %10’u geçtiyse milletvekili çıkarabilecek. MHP başka ne ister? Ama bu işten asıl karlı çıkan MHP değil. İttifaklar dışında seçeneği kalmamış olan AKP’nin buna her şeyden çok ihtiyacı var.
 
AKP’nin hesabı, normal koşullarda barajı geçemeyecek sağ partileri ittifaka çekebilmek üzerine. Ama evdeki hesap çarşıya uymuyor. MHP dışında ittifaka katılan parti henüz olmadı. Defalarca görüşme yapılan Saadet Partisi de, İyi Parti de referandumdaki muhalif tavırlarını korumayı seçtiler. “Evet”çi BBP bile ittifaka henüz alınamadı. Bu dengeler, işlerin pek de tereyağından kıl çeker gibi yürümediğini ortaya koyuyor.
 
Öyle ki, seçim kanununda ufak tefek denebilecek “ince” düzenlemelere bile ihtiyaç duyuluyor. İttifakın oy pusulasında dikkat çekici biçimde belirgin yer alması, ittifaktaki partilerin hepsine de mühür basılsa bile oyun ittifak lehine geçerli sayılması, referandumda tartışmaların odağı olan mühürsüz pusulaların geçerli sayılmasının yasallaşması, sadece memurların sandık başkanı olabilmesi, polisin vatandaş ihbarı üzerine sandık çevresine girebilmesi ve valilere sandık birleştirme yetkisi verilmesiyle seçim güvenliğinin AKP lehine bozulması... Bunlar yeni seçim kanununa konulmak istenen, AKP’nin imdadına yetişecek maddelerden bazıları.
 
Seçim görüşmelerine CHP de başladı. Hayır cephesi tekrar yaratılabilir mi? Yaratılırsa buna hangi partiler katılabilir? Bu partilerin tabanı nasıl konum alır? Böyle bir cephe, Cumhurbaşkanlığı seçimleri dışında, genel seçimler ve yerel seçimlerde nasıl tavır alır? Yeni seçim yasasının olumlu/olumsuz etkileri neler olacak? Referandumda seçim güvenliği konusunda ağzı yanan “Hayır cephesi”, yoğurdu üfleyerek nasıl yiyecek? Seçim güvenliğini sağlamak için neler yapmalıyız? Bunların her biri ayrı ayrı tartışmayı hak eden esaslı sorular.
 
Bu soruların cevaplarının aranmasına, gelecekteki belirsiz bir güne bırakmadan, hemen şimdi başlamalıyız.
 
Emekçilerin cebinden çıkan her kuruşun, iktidarın seçimlerde kendini güvenceye almak uğruna başlattığı savaş ekonomisinde yitip gitmesine; milyonların sağ ittifaklara mecbur bırakılmasına, ölümlerden ölüm beğenir gibi düzenlenen seçim kanunlarına mahkum edilmemize ancak biz harekete geçersek dur diyebiliriz.
 
Milyonlar olarak, geleceğimizi ellerimize almamızın başka imkanı yoktur.