Sadaka Değil Hakkımız Olanı İstiyoruz

Dilek Özçelik’i hatırlıyor muyuz?

Türkiye’de kanser ilacı bulamadığını Bakan Erdoğan Bayraktar’a anlatırken, çözüm yerine cebine üç kuruş para sıkıştırılan üniversite öğrencisi Dilek, “Ben dilenci değilim” feryadı ile hafızalarımızda.
 
Kanser hastası Dilek Özçelik dün yaşamını yitirdi.
 
Kameralar önünde sadaka vermeyi, poz kesmeyi “büyüklük” sayanların yüzlerine tokat gibi gerçeği çarpmıştı Dilek: “Çaresizliği hiç tatmamışsınız hayatınızda” demişti. Eline sadaka gibi tutuşturulan parayı da iade etmişti.
 
Çaresizliği hiç tatmayanlar, sadaka değil hakkını isteyenleri anlamazlar. Anlamak istemezler.
 
Dilek Özçelik yaşamını yitirdi. Ona dilenci muamelesi yapan dönemin bakanı Erdoğan Bayraktar ise bugünlerde Trabzon’da 65 milyon liraya cami yaptırmakla meşgul. Dilek’i gururlu çıkışı ile, Erdoğan Bayraktar’ı ise yolsuzlukları ile, Reza Zarrab’dan aldığı rüşvetlerle hatırlıyoruz.
 
Dilek size dilenci olmadığını haykırdığı görüntüsü ile hatırlanırken, siz rüşvet olarak aldığınız kol saatini gösterdiğiniz görüntünüzle hatırlanırsınız.
 
İşte aramızdaki derin çelişki budur.
 
Sizin milyonlarca liranız, Dilek gibi milyonlarca genci satın almaya yetmez.
 
Her yalanınızda olduğu gibi, büyüyen ekonomi yalanlarınızın da rezilliği ortadadır. İnsanları ilaç bulamaz, geçinemez hale getiren rejiminizin geldiği hal ortadadır.
 
Adacıklarda şirketleri ve gemicikleri olmayanlar bir gün karşınıza dikilip hakkını arayabilir. Cebine üç kuruş sıkıştırıp geçiştirmeye çalıştığınız milyonların Dilek’in haklılığı ile susmayan öfkeli sesi kulağınızı tırmalar: Biz dilenci değiliz!
 
#Geçinemiyoruz
 
Dilek Özçelik nasıl ki “Ben dilenci değilim” diyerek bakana sadaka gibi verdiği parayı iade ettiyse, inşaat işçisi Sıtkı Aydın da “Geçinemiyorum” diyerek meclis önünde kendisini yakmak istedi.
 
Asgari ücrete üç kuruş zam yapıp, asgari ücretlilerden hiç yüzünüz kızarmadan fedakarlık isterken, “geçinemiyoruz” diyen işçiler canını feda ediyor!
 
Bize reva gördüğünüz sefalet rejiminde geçinemiyoruz!
 
Hakkını arayanları para vererek, ceket vererek susturma devriniz artık bitti.
Dilek’in “Ben dilenci değilim” feryadı da, “Geçinemiyorum” diyerek kendini yakan inşaat işçisi kardeşimizin ateşi de; emeği ile geçinenlerin, her gün karanlıkta uyanıp işe gidenlerin, işsizlik rakamlarınızda birer sayı olanların, asgari ücrete yaptığınız göstermelik zam ile geçinemeyenlerin sesidir.
 
İnşaat işçisi kardeşimizin yaktığı ateş, emeğiyle geçinen bütün yoksulların ateşidir. Bu ateş, kendine saray halka sefalet dayatanları da yakacak.