Geleceğimiz İçin Kaygılanma Değil Harekete Geçme Vakti

OHAL çığırtkanlığının bilançosu: Milyonlarca genç işsiz?

AKP’nin mevcut ekonomik düzende patronları sömürüye teşvik etmesi, emekçileri ve gençleri bu hale getirmiş durumda. OHAL’den istifade emekçilerin tüm kazanımlarına saldıranlar, gençleri de elbette es geçmiyor. OECD raporuna göre Türkiye’de yaşayan her 4 gençten biri işsiz durumda. Gençlerin bütün iş bulma olanakları kapanmış olmasına rağmen, bir de çalışan gençlere esnek çalışma dayatılıyor. Gençler çalışma hayatında, çalışma saatinin, maaşının belirsiz olması gibi büyük problemlerle karşılaşıyorlar.

Bilinmelidir ki gençlerin her ay yayınlanan işsizlik rakamlarına ‘artı bir’ olmama gibi bir lüksü yok artık. Görünüyor ki ne kişisel gelişim safsataları ne de birden fazla üniversite okuma serüvenleri gençlere insanca yaşayabileceği bir geleceği sunmuyor. Türkiye’nin tüm illerinde üniversiteler kurarak bunu ‘Bakın her ilde bir üniversite var, artık gençlerin okumama gibi bir durumu yok’ açıklamasıyla esas vahim durumu gizleme çabası çok bariz bilimsel verilerle ortadadır. Tüm illerde kurulan üniversitelerin getirdiği sonuç işsizliği çözmemekle birlikte, nitelikli, diplomalı işsiz yaratmak olmuştur. Bu üniversitelerden mezun olan gençler, iş bulmanın diploma almak ile gerçekleşemeyeceği gerçeğiyle yüz yüze kalmıştır. Genç işsizlerin sayısı milyonları bulmuş durumdayken, bunu engellemek yerine sömürüyü fazlaca derinleştirme çabası kötü tabloyu daha da kötüleştirecektir.

Suç sende değil düzende

Artan işsiz sayısı içerisinde milyonlara ulaşan gençler “Üniversite bittikten sonra ne yapacağım?” sorusunu kendisine sormakta. Bunun karşısında sorumluların sorunu çözmeye çabalamak yerine gizlemesi, yokmuş gibi davranmaları hatta ve hatta ‘İş var, çalışmıyorlar’ demeye kadar getirmeleri milyonların sayısını azaltmıyor.

Var olan sistem gençliğin gelecek kaygısına çözüm bulamamaktadır. AKP rejimi tüm yalanlarıyla ve tüm gerici saldırılarıyla gençliği geleceksizliğe sürüklemektedir. Her ay artan genç işsizlik verileriyle, her ay bu ülkenin gençlerinin gelecek planlarına bir zincir daha vurulmakta. Ülkede AKP rejiminin hak, hukuk tanımaz politikaları, yaşanan adaletsizlikler tüm toplumu ülke geleceğiyle ilgili büyük endişelere sürüklemektedir. Şu bilinmelidir ki bu ülkede yapılan gelecek planlarının bir hayalden öteye gidememesi gençliğin değil, bu ülkeye adaletsizliği getiren rejimin sorunudur.

Kolay lokma değiliz!

Bilimsel olanın, akla ve mantığa dayalı evrensel düşüncenin temelini oluşturduğu üniversiteler de bugün biatçı anlayışın kaleleri haline getirilmeye çalışılıyor. Özerk denilerek tanımlanan üniversiteler, gerici zihniyetin kuşatması altında. Bugün sorgulamayan sadece ‘biat et, öylece kabul et’ komutuna uyan nesli yetiştiren araçlar haline getirilmeye çalışılıyor.

Tarihte bilimin ve gericiliğin toplum üzerindeki etkilerini fazlaca görmüş durumdayız. Orta Çağ’ın karanlığına karşı ‘Dünya yuvarlaktır’ demenin bedelini ödeyen insanlar olmasaydı, Dünya’ya sığmayan bu insanlık uzaya çıkabilir miydi?

Bugün de ülkedeki bütün baskılara rağmen gençliğin kolay kolay biat etmeyeceğini önümüze her çıkan siyasal süreçte görüyoruz. 16 Nisan referandumunda gençliğin büyük kısmı “Hayır” diyerek geleceğinin peşine düşmüştür. Gençlik, ülkede yükselen adalet mücadelesinin dışında kalmayarak bu mücadeleye güç katmıştır. Bundan sonra da gençliğin yapması gerekenler bellidir. Ülkeyi yönetenler bilsinler ki gençlik, onların hayalindeki gerici sistemi kabul etmeyecektir.

Eğer ülkede bir rejim sorunu varsa ve bu sorun direkt olarak gençliği hedef alır durumdaysa gençliğin önüne düşen tarihsel görev de rejime karşı demokrasi mücadelesini büyütmektir. Geleceğimiz için, bütün gençliği bu mücadelenin en önünde olmaya, mücadeleyi uzaktan izleyerek değil, omuz vererek büyütmeye çağırıyoruz. Artık geleceğine sahip çıkmak isteyen bütün gençlerin harekete geçme zamanı gelmiştir.

EHP Gençliği